Bitmeyen Yolların Hikâyesi

Yeşil kalmaya direnen bir vadinin içinde harıl harıl çalışan iş makineleri…  Öyle ya, yapılacak çok iş var bu vadide!
Onlarca tünel açılıp yüzlerce patlatma yapılacak, çıkan binlerce metreküp hafriyat da uzaklara taşınmayacak. Yüzyıllar içinde doğanın kendine yer ettiği o bir gün mutlaka lazım olacak geniş dere yataklarına doldurulacak, çünkü İkizdere’ye duble yol yapılacak!


Ne güzel değil mi? Bir devlet düşünün ki, yolunu yapıyor, santralini yapıyor, sürekli iş veriyor, ülke müteahhitlerine para kazandırıyor… HES yapmak için bölgeye büyük iştahla gelen su lisansı almış, ama mühendislikten bilimsellikten nasibini alamamış birçok firma, yaptıkları tünel kazılarıyla bölgenin yer altı sularını da çalmakla kalmıyor, çıkan binlerce metreküp kazı artığını dere yataklarına boşaltıyor. Bir gün sel olup taşkın yaşandığında başbakan bölgeye gelip, bir zaman önce dediği gibi “dere yatağını bulur “ desin diye!


Tam bu kadar malzeme nasıl taşınır nereye taşınır diye kara kara düşünürken proje yöneticileri, bir dahi çıkıyor ortaya ve duble yol yapalım diyor… Zaten vadi içinde kilometrelerce uzanan tünellere bir de şimdi duble yol eşlik ediyor!


Eskiden devlet bir yere yol getirdi mi sevinirdi oranın insanı, halkı, şoför esnafı, ama şimdi değil sevinmek küfredecek düzeyde kızıyor, kızdırılıyor. Niye mi? Çünkü daha 6 ay bile olmadan bir asfalt sökülüyorsa, yolların ortasında oluşan çukurların içine bölge insanı ağaç dikiyorsa, burada oturup düşünmek gerekmez mi?


Tamam, biliyoruz, uyduruk ÇED raporlarıyla birlikte bölge zaten HES projeleri için gözden çıkarılmak isteniyor. Doğaya değil, sermayeye teslim edilmek isteniyor, ama şimdi soruyoruz;
Ey karayolları yetkilileri, ey vatandaşın vergisiyle iş yaptıran ülke kurum kuruluşları, bir yol daha 6 ayını doldurmadan parça parça sökülüyorsa dökülüyorsa bunun cezası kimedir? Kaç liradır? Nedir? Gelişigüzel dökülen dolgu malzemeleri üzerinden silindirle 3 kez geçmek yetiyor mu? Yapılan yol ihalelerinin teknik şartnamesinde sıkıştırma yüzdesi yazıyor mu? Yazıyorsa nedir? Bilmek istiyoruz.


                Milletin parası çarçur edilsin istemiyoruz! Zaten çevre gözetilmeden yapılan bir çalışma, bir de böyle rezilliklerle bölge gündemine gelsin istemiyoruz. Yola karşı değiliz, ama balık yuvalarının üzerine kayalar dökülsün istemiyoruz. Dere boyu bizlere eşlik eden kızıl ağaçlar kesilsin de istemiyoruz, ama artık bu istek için çok geç, maalesef bunu da görüyoruz!


                Ovit tüneli lobi faaliyetleri ile erteleniyorken, bir kazık da buradan yemek istemiyoruz. Bu vadi sahipsiz değildir, yapılan her çalışma bölge insanları tarafından titizlikle izleniyor, takip ediliyor.  13 Mart 2008 tarihinde başbakanın imzasıyla kış turizm merkezi ilan edilen Ovit Dağı’nda onlarca müracaatımıza rağmen bir tek plan dahi neden yapılmadığını öğrenmek istiyoruz. Laf olsun diye imzası atılan turizm merkezleri istemiyoruz. Aynı şekilde 2007 yılında turizm alanı ilan edilen Anzer Bölgesi’nde de hiçbir şey yapılmamıştır. Sadece laf, laf!


Ey yetkililer, ey sorumlular, ne biz sizi takip etmekten vazgeçeceğiz, ne de bölgemizi savunmaktan korumaktan hakkını aramaktan.
İkizdere, devletinin şefkatli kollarının uzanmadığı orda uzaktaki bir köy bir ilçe değildir, olmamalıdır. Devletin bu bölgeye masa başında oluşturulan, bilimsellikten ve duyarlılıktan uzak projelerle gelmesini istemiyoruz. Bu bölge yeterince sıkıntılar çekti, artık rastgele yapılan kontrolsüz işlerin ortasında İkizdere olsun istemiyoruz.


Her kış Ovit Dağı’ndan, yolda mahsur kalan insanlar yüzünden bahsedilsin istemiyoruz.


Saygıyla, İkizdere Derneği Yönetim Kurulu
Aralık 2009


 

 

 






 


İkizdere Derneği Resmi Web Sitesi / ikizderedernegi.org
  Duyurular

İkizdere Derneği İstanbul Şubesini Açtı

İkizdere Derneği'nde Yeni Yönetim Seçildi.

1/100.000'lik Çevre Düzeni Planı'na itiraz ettik.

Başkan Süleyman Durmuşoğlu'ndan ilk açıklama

Online Üyelik Formumuz Güncellenmiştir. Derneğimize internet üzerinden üye olmak için tıklayın.