Çevre ve Doğa Katliamı DURDURULSUN
Doğu Karadeniz'in birçok bölgesinde özelde Rize İkizdere vadisinde "enerji üretmek" üzere birçok HES projesi planlanmıştır. Ancak bölgenin doğal zenginlikleri ayrıntılarıyla göz önüne alınmadan bu projelerin bir kısmının hayata geçirilmek üzere inşaatlarına başlanmasıyla ortaya çeşitli sorunlar çıkmıştır. Rize ili İkizdere İlçesi içerisinden geçen İkizdere Deresi üzerinde kurulması planlanan Hidroelektrik santralleri ile ilgili olarak ortaya çıkan enerji-çevre etkileşimi tartışılmaktadır.
Günümüzde enerji, Türkiye’de ve dünya genelinde en önemli, en stratejik en hayati meselelerin başında gelmektedir. Son yıllarda bir yandan enerji ile ilgili tüm meselelerin önemi gittikçe artarken çevrenin, yeşilin, suyun ve doğanın önemi de katlanarak artmaktadır. Yıllar öncesinin petrol ve doğalgaz üzerine kurulan teorileri yakın zamanda su ve su kaynakları üzerinde yoğunlaşmıştır. Su kaynaklarının bu kadar önem kazandığı günümüzde ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminde mümkün mertebe yararlanılması planlanmaktadır. Bu çerçevede Doğu Karadeniz vadilerinde sadece Rize'de yaklaşık 67 HES planlanmış olup bunlardan bir kısmının inşasının başlatılması ve ÇED’leriyle ilgili meselelerin kamuoyuna yansımasıyla ortaya enerji-çevre etkileşimi ile ilgili olarak bölgedeki tüm ilgi gruplarını kapsayan önemli sosyo-ekonomik sorunlar ortaya çıkmıştır.
İkizdere, Rize’nin toprak bakımından en büyük ilçesidir. Rize ilinde büyük bir akarsu olmamasına rağmen doğudan batıya doğru irili ufaklı bir çok akarsu mevcuttur. Bu akarsuların başlıcaları Fındıklı, Fırtına, Hemşin, Çayeli, Taşlıdere ve İyideredir. Rize ilinde akarsuların en uzun olanı 78.4. km ile İkizdere (İyidere)’dir ve akarsuyun havza genişliği 1.047,4. km2’dir. İkizdere deresi ve kolları Doğu Karadeniz bölgesinde bakir kalmış, yaban hayatı kormuş, sürdürülebilir hayatı devam ettirebilen son havzalardan biridir. Bölgemiz ekolojik turizm açısından son derece yüksek bir potansiyele sahiptir. İlçemiz turistik özellikleri itibarıyla bakir sayılabilecek bir doğaya sahip olmakla birlikte keşfedilmemiş nice güzellik ve özelliklere de sahiptir. Akarsuları, yaylaları, buzul gölleri, flora ve faunası, likapası, dağ horozu, balı, vadileri ve termal suyu bunlardan sadece bir kaçıdır. Yörenin bu özellikleri göz önünde bulundurularak yayla turizmi, dağcılık, termal turizm, rafting, kuş gözlemciliği, kış turizmi, yamaç paraşütü, doğa, manzara ve macera turizmi gibi alanların geliştirilip tanıtılması ülkemizin ve yöre insanının lehine olacaktır.
Dünyanın en önemli 200 vadisinden birisi olan İkizdere vadisi bu güzelliğini, bu yeşilliğini, binlerce tür bitki ve canlı türü barındırmasını yüzyıllardır gürül gürül akan derelerine borçludur. Yeşilin her tonunun nakış gibi işlendiği binlerce tür bitki ve canlıların bulunduğu, yüzyıllardır akan dereleri ile bir dünya cenneti olan İkizdere vadisinde küresel ısınma tartışmalarının yaşandığı bu günlerde yapılacak baraj ve regülatör çalışmaları gibi olumsuzluklar yöreye telafisi imkânsız darbeler vuracaktır.
İkizdere vadisi çeşitli jeolojik özelliklerin bir araya geldiği yükseklik farklılıklarının geniş bir çeşitlilik gösterdiği ve farklı iklim şartlarına sahip olan eko-coğrafya, bir çok endemik ve dar yayışlı bitki, kuş, memeli, sürüngen ve çift yaşamlı, içsu balığı, kelebek, kızılböceği türlerine ev sahipliği yapar.
Kısaca İkizdere Vadisi, birçok endemik bitki türü ve canlı bulunmaktadır. Bir çok Mutlak koruma altındaki canlı ve bitki türü vadimizde yaşamaktadır. 19 adet HES’in yapılması durumunda bu canlı ve bitki türlerinin yaşam alanları daralacak ve yok olmaları kaçınılmaz hale gelecektir. Bu durum ülkemizin taraf olduğu uluslar arası sözleşmeler nezdinde zor durumda kalmamıza sebep olacaktır.
Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi İkizdere vadisi birçok endemik bitki türü ve canlıları bünyesinde barındırmaktadır. Bu kadar çok bitki ve canlı türünü barındırdığı için de dünyanın en önemli 200 ekolojik bölgesinden birisi olmuştur. Bu vadiye bu çeşitliliği ve güzelliği veren de yüzyıllardır gürül gürül akan dereleridir. Vadimizden suyu çalarak bu ekosistemin yok edilmesi yöre halkı tarafından kabul edilmemektedir.
Fırtına vadisi doğal koruma alanı ilan edilerek ve Danıştay kararıyla suyu çalan ve tünellere akıtan nehir tipi hidroelektrik santral projelerinden kurtarılmıştır. Fırtına vadisi ile eş değer olan hatta barındırdığı bitki ve canlı varlığı açısından daha zengin olan İkizdere vadisi üzerinde 19 adet nehir tipi hidroelektrik santralı yapılmak istenmesine bir anlam verememekteyiz.
Tüm bu yatırımlar bölgenin ekolojik yapısını ve sosyal yapısını altüst etmeye hazırdır. Vadimizi baştan aşağı dolduracak olan bu 19 adet kanal tipi hidroelektrik santral projeleri vadinin can damarı olan derelerin kurumasına sebep olacak ve yemyeşil olan bitki örtüsünü de aşağıdan yukarıya doğru sarartmaya başlatacak, dere yatağındaki su dağların içerisinde yapılacak kanallara alınacağından vadinin atardamarı dereler kuruyacak, kırmızı pullu alabalığımız yok olacak ve diğer sucul yaşam sona erecek, vadimizdeki ekolojik denge alt-üst olacak, balın kalitesi değişecek, yüksek gerilim hatları vadimizi kanser vadisine dönüştürecek, binlerce ağacın kesilmesi ve patlatmalarla erozyon ve sel felaketleri kaçınılmaz hale gelecek ve vadimizdeki turizm hareketi son bulacaktır. Suyun ekolojik, sosyal ve kültürel yapının temeli olduğu bu bölgede derenin rejiminin değiştirilmesi, kanal tipi ve baraj tipi hidroelektrik santral projeleri, biz İkizdere halkı tarafından kesinlikle kabul edilmemektedir.
Hiç kuşkusuz çevre ve enerji birlikte sürdürülebilen bir ikili olabilirler. Bunun örnekleri Avrupa ve Amerika’da fazlası ile mevcuttur. Ancak bu tür projeler, bu ülkelerde geliştirilirken belirli standartlara ve yönetmeliklere bağlanmıştır. Kanunlarla da korunmaktadır. Bunun neticesinde havza planlaması yapılarak inşa edilen santraller ile doğa iç içe barışık bir düzenle yaşayabilmekte, su potansiyeli de bu şeklide korunabilmektedir.
Ülkemizde ise durum hiç de iç açıcı değildir. Uyduruk, hiçbir küresel değerlerle bağdaşmayan ÇED raporları ile desteklenmeye çalışılmış projeler ile İkizdere vadisinde yapılacak hidroelektrik santrallerin ülke ekonomisine ve bölge halkına ciddi hiçbir katkısı olmayacaktır.
Bu tür santral projeleri istihdam sağlamadığı için vadi çevresindeki köylerde yaşayan insanlara en ufak bir katkısı da olmayacaktır. Bilakis sağlığa, çevreye, canlılara zararlı ve yörenin turizmini baltalayarak insanların gelecek yıllardaki gelirlerini de ellerinden alacaktır. Kısacası bu 19 adet REG ve HES’in ne ülkemize ne de bölgemize ciddi bir katkısı olmayacaktır. Vadide üretilecek elektrik enerjisinin Türkiye toplam elektrik üretimine oranı her yıl binde iki ile binde üç oranında azalacaktır, fakat bölgenin turizm değeri ise on yılda 100 kat artacaktır. Biz vadimizin ve yöremizin turizm yatırımlarıyla kalkınacağına inanmaktayız. Turizm gelirlerinin ülke ekonomisine katkısı gelecek on yılda santrallerden kat kat daha fazla olacağı kesindir.
Yöre halkı, yerel ilgi grupları ve STKlar Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde su kaynaklarımızdan elektrik enerjisi üretimine asla karşı değildir. Ancak özel enerji şirketlerinin bu akarsular konusunda bilimsel ve teknik araştırmaları, risk-yarar muhasebesini tam kapsamıyla yapmadan en fazla enerjiyi üretme ve en fazla kazancı elde etme kriteri altında dünyanın en güzel vadilerinden olan İkizdere, Fırtına, Hemşin, Fındıklı ve diğerlerinin tahribatına, bu eşsiz ekosistemin hasar görmesine izin vermeyeceklerini tepkileriyle göstermektedir.
Rize İdare Mahkemesi 2008/536 Esas No'lu kararı ile yapılması planlanan Dereköy Regülatörü ve Demirkapı Hes Projesinin ÇED Olumlu kararının yürütmesini durdurmuştur. Bu iptallerin ardından İkizdere Derneği öncülüğünde tüm İkizderelilerin devletimizden, gelecekle ilgili kaygıları sonlandırmak adına HES Projeleri ve diğer sorunlara yönelik beklentileri bulunmaktadır.
Bölgede yeni, dinamik, katılımcı enerji-çevre politikaları geliştirmek gerekmektedir.
Yöre halkı enerji ve çevre politikalarının oluşturulmasından, uygulamasına kadar olan tüm safhalarda şeffaflık ilkesinin benimsenmesinde ve halkın yörenin hayati meselelerinde kararlara katılımında ısrarlıdır.
Yörede özellikle çay, fındık, mısır başta olmak üzere tarım ürünlerinin ekonomiye kazandırılmasında büyük pay sahibi olan kadınların kararlara katılımı teşvik edilmelidir.
Ülkemizin kalkınmasında ortak amaç ve hedefler doğrultusunda devlet sektörü, özel şirketler ve STK lar arasında dengeli bir iletişim ve işbirliği sağlanması enerji-çevre politikalarının oluşturulmasında kritik öneme sahiptir.
Bölgenin tüm değerli doğal varlıkları sürdürülebilir kalkınma prensipleri çerçevesinde asla taviz verilmeden korunmalıdır.
Havza yönetimi planları yapılmadan, çevresel etkileri kısa, orta ve uzun vadede değerlendirilmeden enerji santrali kurma planları yapılmamalı ve İkizdere’yi yok eden bu projeler iptal edilmelidir.
Kadem EKŞİ
İkizdere Derneği Başkanı |