Şimdi de Taş Ocağı

 

         
Doğu Karadeniz’in canını okuyorlar, okumak istiyorlar. Çorak topraklar, kupkuru bozkır dağlar tepeler dururken, doğaya dereye ormana yaşama geleceğe göz diktiler. Daha gözü doymamış sermaye sahipleri kasalarını doldurmadan, karanlık tünellere hayat kaynağı sular dolmadan, yürek ağrısı HES’ler bitmeden, şimdi de daha da kötüsüne bizi layık görüyorlar. Size orman yok, yeşil yok, hayat yok, gelecek yok dercesine bölgeyi maden şirketlerine pazarlıyorlar, sunuyorlar. Öyle ya suyu bol, madeni bol, CENNET VADİ İKİZDERE burası! Acaba kime cennet?


Gelişmiş bir ülkenin İkizdere’si olsaydık biliyoruz ve inanıyoruz ki buralar koruma altına alınırdı, buraya ağır sanayi yatırımları sokulmazdı, bu bölgeler insanların sağlık bulacağı dinleneceği huzur bulacağı yerler olarak insanların hizmetine sunulurdu. Ama öyle miyiz? Biz gelişmekte olan gelişmekte olduğunu iddia eden bir ülkenin İkizdere’si olduğumuz için, gelişmek için, gelişebilmek için, önce her yeri yok etmeliyiz! Kesmeliyiz, patlatmalıyız, suyunu almalıyız, insanların üzerinden köylerin içlerinden yüz binlerce voltluk enerji nakil hatları geçirmeliyiz. Çünkü biz gelişmeliyiz!
Gelişmiş denilen ülkelerin gelişirken yaptığı hataları peşinen kabul etmeli, şaşırmadan takip etmeliyiz! Daha sonra yine onların yaptığı gibi, buraları kurtarmak için milyarlarca dolar harcamalıyız. Tabii kurtarabilirsek! Doğa o kadar cömert mi? Sanmıyoruz.


Bölge için, İkizdere için yaşam odaklı, çevre odaklı yüzyıllar boyunca bölgeye doğaya ve insanlara hizmet edecek projelerimizi sunduk, anlattık. Bölgenin doğal varlığını çeşitliliğini ve güzelliğini sermaye kabul edip, turizm aksında bölgenin değerlendirilmesi gerektiğini savunduk, savunuyoruz da. Konu paraysa ekonomiyse eğer, bölgenin turizmden ülkeye daha çok gelir kazandıracağını söyledik, aktardık.
Maalesef görüyoruz ki, biz turizm dedikçe devlet, akıldan mantıktan ve bilimsellikten uzak çözümlere ve arayışlara gidiyor, uzun vadeli düşünmektense 5-10 yıllık süreçleri ele alıyor. Dünyanın korunması gereken en değerli 200 vadisinden birini yok etmeyi göze alıyor. Ağır sanayinin bölgeyi hançerlemesine izin veriyor.


Sırada taş ocakları var. Duracak mıyız? HAYIR. Doğrudan akıldan bilimden gerçekten ve gelecekten yana olan çözümleri sunmaya ve savunmaya devam edeceğiz. Taş ocakları gibi, HES’ler gibi bölgeye zarar verecek tüm ağır sanayi girişimlerini ve yatırımlarını bölgemize sokmamak için tüm yolları ve hukuki zeminleri zorlayacağız.


Yarını değil geleceği düşünen bir anlayışla, buraların insanların gelecekte sığınacakları bir liman bir sağlık vadisi olarak kalması için elimizden geleni, dilimizden geleni yapmaya ve söylemeye devam edeceğiz.


Kadem Ekşi
İkizdere Derneği Başkanı




 


İkizdere Derneği Resmi Web Sitesi / ikizderedernegi.org
  Duyurular

İkizdere Derneği İstanbul Şubesini Açtı

İkizdere Derneği'nde Yeni Yönetim Seçildi.

1/100.000'lik Çevre Düzeni Planı'na itiraz ettik.

Başkan Süleyman Durmuşoğlu'ndan ilk açıklama

Online Üyelik Formumuz Güncellenmiştir. Derneğimize internet üzerinden üye olmak için tıklayın.