3.Dünya Su Forumu ve Türkiye
3 yılda bir düzenlenen Dünya Su Forumunun 5. durağı İstanbul. Bir çok ülkeden farklı düzeylerde katılımcıların yer aldığı oturumlarda bir çok konu ele alınacak.
Kısaca ana başlıklar halinde yazmak gerekirse;
- Sürdürülebilir Kalkınma İçin Su Temini
>Küresel Değişimler & Risk Yönetimi
>İnsani Kalkınmanın ve Binyıl Kalkınma Hedeflerinin İleri Götürülmesi
>İnsani ve Çevresel İhtiyaçlar Dikkate Alınarak Su Kaynaklarının Korunması ve Yönetimi
- Suya Dayalı Kalkınma İçin Gerekli Mekanizmaların Temini
>İdare ve Yönetim
>Finans
>Eğitim, Bilgi ve Kapasite Geliştirme
Forum hayli yoğun geçecek ayrıca artan nüfus ve kullanılabilir su oranının kişi başına "lt" bazında gün geçtikçe azalması nedeniyle yıllardan beri su üzerine senaryolar ve teoriler üretilmekte. Hatta daha ileri gidip suyun savaşlara yol açabileceğini de söyleyenler var. Konuyu ülkemiz açısından ele alacak olur isek, özellikle hemen güneyimizde Suriye ve daha aşağıda İsrail ve çevre coğrafyalarda su bir çok ülkeden daha da değerli.
İçilebilir tatlı su kaynakları, tarımdaki yanlış sulama yöntemleri nedeniyle büyük ölçüde yok olmakta. Evde yaptığımız tasarruflar tarımdaki büyük su kayıpları yanında oldukça küçük %2-3'ler mertebesinde. Hal böyle olunca tarımsal alanda sulama konusunda önemli atılımlara ihtiyaç duyulmakta. Bunlarla birlikte çevre bakanımızın "dereler boşa mı aksın" söylemi de bir noktada hidroelektrik santralleri ve kullanımını bizlere hatırlatmakta. Ülkemiz var olan hidroelektirik enerji potansiyelinin önemli bir bölümünü kullanamıyor, kullanmak istediğinde de yanlış projelerle ekosistemi bozacak projelerle karşımıza çıkıyor. Özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde bir vadi üzerinde 10-15-20 dolayında küçük orta ve büyük kapasiteli santraller ile bölgenin yaşanılamaz bir hale geleceğini idareciler görmüyor ya da görmek istemiyor. Oysa maliyetden kaçılmazsa ve projelerden bir an önce rant elde edilmek istenmese set gölleri ile bu bölgeler turizme kazandırılabilir ve bunun örnekleri az sayıda da olsa Karadeniz bölgesinde mevcut.
Bir diğer ve önemli husus da Karadeniz bölgesindeki su kaynaklarının Karadeniz'e değil de, dağlar içinde açılacak tünellerle önce Doğu Anadolu'ya ve sonra da ülkemiz güney sınırlarından dışarıya nakledilmesi projesi.
Petrolü binlerce kilometre ötelerden taşıyor isek gelecekte petrol kadar değerli olacak tüketilebilir suların da taşınmasını bir noktada beklemek gerek. Bu nedenle üstte bahsedilen projenin de belki çok yakın zamanda değil ama ileride hayata geçirilmesi muhtemel.
Gerekli havza çalışmaları ve depolama alanları yapılmadığından yağış miktarının fazla olduğu zamanlardaki suların yüzey suları olarak denize dökülmesini izlemekteyiz. Oysa maliyeti çok büyük olmayan minik çalışmalarla özellikle tarımsal alanlar için kısa sürede hayata geçirilebilecek projeler mevcut. Tarım alanları içine kazılacak havuzlarla kış ve bahar dönemlerinden biriken yağmur sularının kullanılması gibi.
Yanlış sulama yöntemleri nedeniyle özellikle Konya Havzası'nda büyük oranda su kayıpları oluştu. Tuz gölü yok oldu ve birçok noktada yeraltı sularının da kullanımı ile problemler göçmeler çökmeler oluşmakta. Suyun evde az tüketilmesi ile sağlanacak tasarrufun tarımsal alanda alınacak önlemler ile sağlanacak tasarruf yanında çok küçük %2-3 olduğunu tekrar yineler isek, bu noktada yapılması gereken devletin tarımsal sulama konusunu ciddi anlamda ele almasıdır. Yüzey sulamasından derhal vazgeçip damlama veya yağmurlama şeklindeki sulama yöntemlerine teşvik konusunda ciddi çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Foruma küresel açıdan da kısaca değinecek olur isek, öncelikli olarak mühim husus su kaynaklarını elinde tutan devletlerin bu kaynakları yönetme konusundaki başarısından geçecektir hiç şüphesiz. Su forumunda susuzluktan kırılan yok olan Afrika'nın katılım olarak zayıf kalması da "suyu olmayanın burada işi yok" söylemini bir kez daha öne çıkarmakta.
Bu forumun biraz kötümser bir bakışla su kaynaklarının pazarlanması ve finansal açıdan değerlendirilmesi çerçevesinde olduğunu düşünerek yazıyı sonlandırıyorum.
Önce ülkemiz sonra bölgemiz ve aslında dünyamız için güzel gelişmelere gebe olması dileğiyle.
Kenan Ekşi
|