İkizdere nin Şimşirlikteki son 20 sene içerisindeki( 1980 den 2000 yılına dek) aylık ortalama debilerinin ortalaması aşağıdadır. Bu 20 yıllık ortalama aylık debileri Devlet Su İşlerinin Şimşirlikte kaydettiği aylık su debisi miktarlarından hesaplanmıştır.
Ocak : 12000 litre saniye veya ( 12 metreküp saniye : 12 ms)
Şubat : 11.5 ms
Mart : 19 ms
Nisan : 42.5 ms
Mayıs : 65.5 ms
Hazıran : 62.5 ms
Temmuz : 35 ms
Ağustos : 17 ms
Eylül : 15 ms
Ekim : 18.5 ms
Kasım : 18.2 ms
Aralık : 14.2 ms ( metre küp saniye)
Bu yırmı senelık ortalama aylık debilerini toplayıp 12 aya bölersek 20 senenin ortalama yıllık su debisini buluruz. YIRMI SENENİN ORTALAMA YILLIK DEBİSİ SANİYEDE 27500 litredir. Veya saniyede 27.5 metreküptür. En düşük su miktarları ocak ve şubat aylarında görülmektedir.
Son Mahkeme kararında İkizdere Deresine cevizlik santralının suları alacağı planlandığı yerden dere yatağına saniyede 2800 litre suyun 5 kilometre boyunca bırakılması önerilmiş. Ondan sonra dereye Şimşirlideki dere ve bıraz daha aşağıda Güneycedeki ırmaklar katılmakta. Yukarıda saptanan son 20 senenin ortalama aylık akış miktarlarına baktığımızda yalnızca dere yatağına Mayıs ve Hazıran aylarında 10 metreküpün üzerinde su akacaktır. Senenin diğer 10 ayında saniyede 2800 litre su bırakılacak(yıllık ortalamanın % 10 nu). Cevizli santralinin maksimum kapasiteyle (95 megawatt) çalışabilmesi için saniyede 52 metre küp suya ihtiyacı vardır.
1976 yılında Amerika Birleşık Devletleri Balık ve yabanı hayat kurumunda görevli(US Fish and Wildlife) biyolog Tennant başkanlığında bir çok biyolog ve hidrologların 12 değışık nehir havzasında 10 sene boyunca deney ve gözlemlerle geliştirdiği metoda göre, yıllık ortalama su miktarının % 10 nu dere yatağına bırakılırsa ; dere havzasındaki habitata neden olacağı olumsuz etkilerini aşağıdaki gibi sıralamaktadırlar:
% 10 luk su miktarı dere yatağı na bırakılırsa deredeki canlı yaşam kısa bir süre yaşamlarına devam edebilirler.
Yıllık ortalama suyun % de 10 u dere yatağının % de 50 sını veya fazlasını kurutacaktır.
Dere kenarlarındaki bitki ve canlı(flora ve fauna) yapısıyle suyun irtibatı kesilır.
Balıkların yukarıya göç edebilmeleri özellikle göllerin aşağısıdaki dalgalı akan su kesimlerinde gerektiği derinlikte su olmıyacağından zorlaşaçaktır.
Deredeki suyun sıcaklığı bazı balıklar için çok yüksek olacaktır. Çok küçük balıkların beslenmeleri ve büyüme dönemleri için çok önemli yeri olan derenin yan kesimlerindeki aluvyonlu kanallar kuruyacaktır.
Çoğu balıklar göllerde toplanmak zorunda kalıp düşmanları tarafından kolayca avlanacaklardır.
Bu miktardaki su dere yatağında birikecek ince kumları taşımıyacaktır.
Aynı zamanda bu su miktarının oluşturduğu su hızı ile balıklar için önemli olan omugasız canlıların yetişmesini engelliyecektir.
Tennant Doğru mu söylüyor bunu İkizdere de 1960 lar da faaliyete geçen 15 megawatlık santral için inceliyelim :
15 Megawatlık enerjinin yaklaşık 15 metre küp su ile elde edildiğini kabul edersek yılın beş ayında İkizderedeki santralın maksimum enerjiyi üretecek su miktarı alındıktan sonra dere yatağından gerektiği kadar su akmıştır. Dere yatağında akan ortalama su miktarları ; Mayıs ayında 48 metre küp veya saniyede 48000 litre,hazıranda 44 metre küp, Nisan da 25 metre küp,Temmuzda 18 metreküp,Mart ayında 4 metre küp.
Yılın beş ayında dere yatağında gerektiği kadar su olmasına rağmen İkizdere dere havzasında önceden bulunan 13 çeşit balık cinsleri(Davut Turanın araştırmasına göre, Rize Su Ürünleri Fakültesi), santralın etkilediği kesimlerde ve diğer yerlerde neden bulunmamaktadırlar veya cinslerine çok az rastlanmaktadır.
Çünkü ortalama genişliği 25 metreyi geçen dere yatağına diğer aylarda yanı kış ve sonbahar aylarında 40 sene boyunca o aydaki ortalamanın % de 10 u ile % de 15 yani saniyede 1500 litre ile 2500 litre arasında bir su miktarı bırakıldığı için. Bu aylarda dere yatağına en az saniyede 6000 litre birakılmalıydı.
Bu kadar su miktarının bu aylarda bırakılması Karadenizden gelip İkizderin kollarında yumurtalarını bırakan balıklar derede yeterli derinlikte su olmadığından yukarı çıkamamışlardır.
Bu su miktarıyla oluşan besinler çok az olduğundan besin bulamamışlar.. Kış aylarınada az sudan dolayı dere yatağında daha fazla alan kapsayan buzlaşma balıkları stress altında tutup yavrularını ve yumurtalarını öldürmüştür.
İkizderedeki özellikle alabalık cinsleri ekim ve kasım aylarında yumurtlarlar. Bu aylarda dere yatağında daha fazla su olması gerekirken çok az su bırakılmıştır.
İkizderelilere bir iki mahkemeden sonra tekrar yüzde 10 luk su miktarı sergilenmektedir.
Bu su miktarının yeterlı olmadığı sonuçları ile ortadayken neden dere yatağına daha fazla tahribat yapılmak isteniyor. Senenin 10 ayında bu su miktarının(saniyede 2800 litre) bırakılması bu sahada son 20 senede yapılan uluslararası nehir uzmanlarının buluşlarına ters düşmektedir.
Kanada Hükümeti için görevli nehir biyoloğu vede dere içerisindeki akışlar uzmanı Balıklar bölümünde görevli uzmana İkizderesındeki su miktarlarını gönderdiğimde derede akması gerekli su miktarlarına cevabı aşağıdadır.
Aynı su debilerine sahip Kanadalı ve Doğu Karadenizdeki nehirlerde benzerlik gösterdiğini vede eğer ortalama yıllık su debileri biliniyorsa bununla derenin genişlığı,suyun derinliği vede hızının tahmin edilebileceğını belirtmektedir. Kendisi İkizderenin doğasal ana akışı olan saniyede 6000 litre suyun ortalamanın % 21 tekabül ettiğini ve bu miktardaki suyun göllerin aşağısındaki pürüzlü dalgalı yerlerde gerekli genişlik su hızı vede balıklar için önemli olan omurgasız bazı canlıların oluşmasını sağlıyacağını belirtmektedir. Kış aylarında yanı aralıktan Mart ayına kadar en az ortalamanın % 20 sı ve yukarısında olan bir su miktarının bırakılmasını önermektedir. Özellikle göllerin aşağıdaki kesımlerdeki buzlaşmayı asgarıye indirebilmek için. Yine bu Kanadalı uzmanın ilkbahar ve yaz aylarında önerdiği su miktarı saniyede 14 metreküptür. Balıkların yumurtlama dönemlerinde yani eylül ve ekim aylarında ortalama suyun % 45ı yani saniyede 12 metreküp su günlerce vede haftalarca bırakılarak canlıların periyodik alışkanlıkları incelenmeli diyor. Sayın Davut Beyin 10 ay boyunca önerdiği saniyede 2800 litreyi yani ortalamanın % 10 nunu bu uzman kısa bir zaman (bir iki hafta) uygulanarak dalgalı pürüzlü (rıffle) akış yerlerındeki habitati incelemek için öneriyor. Zaten bu % 10 luk oranı kısa bir süre biyolojik habitatin sürdürülmesi diye adlandırmakta.
Yine 16 Amerikalı ve Kanadalı Su Uzmanların yazdıkları kitapta İnstream flow councıl ; yıllık ortalamanın % de 10 nu derelere birakılacak su miktarı olarak önerilmemelidir. Bu su mıktarıyle deredeki canlıların kısa zaman yaşayacaklarını yanı var olacaklarını belirtmektedirler.
Devlet Su İşlerinin İkizdere Şimşirlikteki bulduğu su debisi rakamlarından 37 senelik bir sürede yılın en küçük su debilerinin ortalaması saniyede 6788 litre cıvarındadır. Bu en küçük su debileri özellikle aralık,ocak,şubat ve eylül aylarında yaklaşık olarak her 10 SENEDE BİR KEZ , Kuraklık süresi ise BİR haftadan genellikle İKİ veya ÜÇ HAFTAYA kadar sürmektedir. DİĞER zamanlarda İkizderenin Şimşirlikteki aylık akış debileri yukarıda aylara göre sıralanan debi miktarlarıdır.
Sankonun kurduğu 95 MW (2X47.5) lik santrale saniyede 52 metreküpe yakın su gerekecek tam kapasite ile çalışabilmesi için. Bu su miktarı yanlız mayıs ve hazıran ayında mevcut. Dere yatağına bu aylarda yaklaşık 12 metre küp su kalmakta.
Nisan ve Temmuz aylarında turbinlerinin bir tanesi tam kapasiteyle çalışmakta,
47 megawatı üretmek için saniyede 26 metre küpe yakın su gerekli .
Geriye kalan su miktarı nisanda 16 ,temmuzda 9 metre küp kalmakta.
ilkbahar ve yaz aylarında dere yatağına saniyede 12000 litre su birakıldıktan
sonra yalnız nisan ayında santralın bir turbinine 26000 litre diğer turbinine 4000
litre su gidecek.
Dünyada en fazla kullanılan masa başı ,denenmiş bir su metoduna göre(Tennant) eğer ortalamanın yıllık su miktarının yüzde 30 u kış ve sonbahar aylarında ,yıllık ortalamanın % 50 si Nisandan Eylüle kadar bırakılırsa : deredeki canlı yaşamın normal koşullarda gelişebileceğı, dere yatağında gerekli derinlikte su bulunacağı vede su hızının balıklar için bir besin kaynağı olan omurgasıs bazı canlıların gelişmesine yeteceği ve ince kumların dere yatağından temizleneceği sonucuna 10 sene boyunca yapılan deney ve gözlemlerle varılmıştır.
Bu metodu İkizdereye uygularsak : kış ve sonbahar ayları için dereye saniyede 8000 litre su birakılmalıdır. Zaten bu 8000 litre su bu derenin 37 sene içerisinde bulunan en düşük su miktarlarının ortalamasına( 7000 litre) yakın olan bir su miktarıdır. Ve bu minimum su miktarı zamanın ancak % 2 sinde görülmekte olup zamanın % 98 inde yukarıda ilk paragrafta hesaplanan listedeki su debileri dere yatağında mevcuttur.
Nisandan Eylüle kadar ortalamanın % 50 si 12500 litreye yakındır.
Bu su miktarları deredeki canlı yaşamı vede çevreyı korumak için dere yatağına bırakılması gereklidir.
Aynı zamanda bu su miktarlarının biraz daha az oranları İkizdere deki eski santrale uygulanmalıdır. Aksı takdirde bozulmuş dere havzasının dahada bozulması ve bu mesafenin eski santralle beraber 20 kilometreye veya daha yukarıya çıkması anlamına gelir.
Yöre halkı her nekadar sudan elekrtrik üretimine karşı değilsede bu şirketlerin nehirler konusunda bilimsel kuralları bir tarafa atarak en fazla enerjiyi üretme hastalığı altında dünyadaki en güzel vadilerinden olan İkizdere ,Fırtına,Hemşin, Fındıklı ve diğerlerinin bozulmasına izin vermeyeceklerini zaman gösterecektir.
Ülkemizin enerjiye ihtiyacı olduğu gibi bu vadilerde yaşayan halkın temiz, bozulmamış ve ilerde halka turizm gelir kaynağı olacak bu güzel vadilere ihtiyacı vardır.
Yukarıda belirtilen su miktarları dere havzasına bırakıldıktan sonra Cevizli Santralıne nekadar su kalmakta:
Ocak : saniyede 4 metre küp (mk) veya 4000 litre. Şubat : 4000 litre, mart:9000 litre, nisan : 30000 litre,mayıs :53000 litre,hazıran : 52000 litre veya 52 metre küp,temmuzda :23000 litre,ağustosta 9000 litre,eylülde 7000 litre,ekimde 10000 litre,kasımda :10000 litre, aralıkta : 6000 litre:
Bir metre küp bin litreye eşittir. Bir litre ise kenarları ve yüksekliği 10 nar santimetre olan bir kutuya doldurabileceğınız su miktarıdır. 1 megawatt bin kilowata eşittir. Bir kilowatt ise bin watt etmektedir. Megawatt dediğimizde belli bir yükseklikten turbine gönderilen suyun sahip olduğu potansiyel enerjinin türbinleri çevirerek her an ürettiği elekriktir.
İkizdere de ki santral 15 metre küp cıvarında bir su miktarıyle çalışan bir santral.
Sankonun Cevizli santralı ise eski santralın üç mislinden fazla bir su miktarıyle tam kapasıteyle çalıştırılıcak bir santral.
Yaz aylarında eski santrale sular alındıktan sonra Dere yatağına senenin 4 veya 5 ayında gerektiği kadar su dere yatağında akmıştır.
Sankonun cevizli santralıyle ancak mayıs ve hazıran aylarında yani iki ayda 10 metreküpün üzerinde su dere yatağında bu aylarda akacaktır. Diğer 10 ayda değişmiyen en düşük veya tek bir minimum su miktarı dere yatağına bırakılmak istenmektedir.
64 Ülkede 272 Su Uzmanlarıyle yapılan araştırma anketinde, uzmanların %88i (yüzde seksensekizi) doğasal nehir akışlarının( envıronmental flows) nehirlerdeki canlı hayatı vede su kaynaklarının idare edilmesinde ve yöredeki halkın sosyal yaşantıları için çok önemli olduğunu belirtmişlerdir.% 10 ise gerektiği kadar su olmadığından bahsetmektedirler.
Yine dünyada nehirlerdeki su akışlarının idare edilmesinde bir çok bilimsel yazıları olan su uzmanları tek bir minimum veya en küçük su miktarının bütün yıl boyunca dere yatağına bırakılmasına nehirdeki tüm ekosistem yaşamı açısından kabul edilemez olduğunu belirtmektedirler.
Merkezi Srilankada olan Uluslararası Su Enstitüsüne göre, nehir havzasındaki ekosistemi yanı başka bir deyişle (flora ve fauna yaşamını veya nehir kenarlarında ve çevresındeki bitki ve deredeki canlı yaşamı) sağlıklı koşullarda tutabilmek için ortalama yıllık su miktarının yüzde yirmisıyle yüzde ellisi arasında bir miktar dere yatağına bırakılmalıdır.
İkizdere Vadisinın Ekosistemi deyince; İkizdere Nehrine akan yaylalardaki küçük ırmaklardan başlıyarak Karadenize kadar olan dere vadilerinin oluşturduğu yerlerdeki her çeşit canlı yaşam balık dahil olmak üzere, nehir kenarlarındaki bitki topluluklarını, çiçek çeşitlerini, yabanı hayatı vede nehirdeki suların yer altı su kaynaklarıyle bağlantısını ; yanı birbirlerine su alışverışleri diye tanımlıyabiliriz.
Aquatic ekosistem denildiğinde: suyun içinde yaşıyan,suda olan,suyun üzerinde olan veya su yataklarında ve kenarlarında yaşıyan canlılar ve her çeşit bitki çeşitlerinin birbirleriyle ilişkileri vede canlı olmıyan kimyasal ve fiziksel elementlerle ilişkileri.
Yine dünyada son 20 senede elde edilen bilimsel çalışmalara göre, Bu doğasal nehir akışları mevsimlere daha doğrusu aylara göre değişmelidir. Bunun nedeni balıkların yumurtalarını temiz çakıl taşları olan habitati değişmemiş yerlere bırakabilmeleri ve o bölgelere seyahat edebilmeleri vede dere tabanında biriken kumların taşınabilmesi için ve dere havzasındaki canlılar için olması gereken habitat için dere yatağından gerekli miktarda su akmalıdır; vede suyun hızı bu ince kumları taşıyabilecek kapasitede olmalıdır .
Dünyadaki mevcut suyun % 97 si denizlerde bulunmaktadır. Yaklaşık olarak % 2.5 karada depolanmiştir.% 0.001i atmosferde bulunur. Karada depolanan suyun, % 79 u buzuldur. Geriye kalan % 20 sı yer altında ve % 1 ri toprağın üzerinde bulunmaktadır . . Nehirlerdeki su miktarı dünyada bulunan su miktarınının % 0.0001 ne eşittir. Yani bütün su hacminin on binde birine eşittir. Toprakta nem olarak bulunan suyun miktarı bütün suya göre % de 0.011 dir. .
Su toprağın altına süzüldükten sonra değişık yönlere dağılır. Bir kısmı bitkilerin kökleri tarafından emilerek sonunda tekrar atmosfere dönerler. Bitki kökleri tarafından absorbe edilmiyen(emilmiyen) su derelere ulaşır ve buna geçirimsiz yamaçlardan gelen fırtına suyu eklenir. Yüzeyin altındaki suların bir kısmı daha aşağıya süzülerek yer altıındaki porozlu yerler arasındaki bulunan su katmanlarına katılır.
Bu gibi yeraltı sularına kaynak suları veya (aquıfers) denip bunlar hem suyu porozlu kayalar arasında toplarlar hem de suyu başka yerlere gönderebilirler. Bazı yerlerde içilen suyun % de 75 bu kaynaklardan gelmektedir.
Yeraltı sularıyle yer üstü suları dere havzalarında birleşmişlerdir. Aralarında bir yol mevcuttur. Yer altı suları kaynak su şeklinde veya başka bir şekilde dere yatağına tekrar katılırlar.
Yer altı su kaynaklarının yer üstündeki nehir yatağına su vermesine ana akış denmektedir. Bu yer altı kaynaklarındaki sular kuraklık döneminde veya ve çok az yağmurun olduğu zamanlarda nehrin suyunun büyük bir kısmını oluşturur. Genellikle kuraklık dönemlerinde nehrin suyunu bu yer altından yukarı süzülen ana akış debisi diye adlandırılan yer altı su kaynakları sağlar. Yer altı suyu ile yer yer üstü suyu aynı havzanın suyudur.
İkizdere Deresinin ana akış debisi nekadardır? DSİ nin 40 senelik Şimşirlikteki ölçülerine incelediğimizde, Bu debinin kuraklık döneminde yeraltı su kaynaklarıyla beslenen İkizdere Deresindeki suyun değişik aylarda(ocak,şubat,kasım, aralık, eylül ve ekim aylarının bazı haftalarında debisinin saniyede 6 bin litreyle 8 bin litreye düştüğünü her 10 senede bir görmekteyiz. Bu debinin büyük bir bölümü yeraltı sularından kaynaklandığı için ana akış debisi olarak tanımlanmaktadır. Ulusarası su uzmanları nehirde kuraklık dönemindeki en az ana akış diye tanımlanan su miktarının sonbahar ve kış aylarında dere yatağına bırakılmasını özellikle önermektedirler. Kuraklık dönemlerinde deredeki suyun büyük kesimini oluşturan yeraltı suları nehir yatağına akması gerekirken 8 kilometre uzunluğunda tünel içerisinden santrale alınmak isteniyor.
Böyle 15 dan fazla santral ile İkizdere Vadisinin değişik yerlerinde toplam uzunluğu 50 kilometre uzunluğunda dağların delinerek açılan tüneller ne anlama gelmektedir: İkizdere Vadisi dik olduğundan özellikle köylerin yerleşim yerlerindeki arazilerde bulunan nemin azalmasına bu yerlerdeki ağaçların uzun dönemde kurulaşmasına neden olacaktır. Dünyadaki iklimin de bölgeden bölgeye değiştiğini gözönüne alırsak yamaçlardaki ağaçların kurulaşması hızlanacaktır.
Aynı zamanda topraktaki nemin azalması vadideki sebze ve meyva üretimine darbe vuracaktır. İkizdere vadisinde görülen çok zengin çiçek ve bitki çeşitleri topraktaki nem azaldıktan sonra ne duruma geleceklerdir. Çiçekleri yetiştiren bu ortam kaybolursa bölgedeki arıcılığa ne olacaktır. Arılar olmassa her çeşit meyvalardaki döllenmeyi kim yapacaktır.
Bu santraller vadideki bazı yer altı sularının çıktığı yerden kaybolmasına diğer yerlerde su seviyelerinin çok azalmasına neden olacaktır. Dolayısıyle kuraklık dönemlerinde nehir yatağındaki suyun büyük bir bölümünu oluşturan yer altı su kaynakları uzun dönemde bu fonksiyonlarını yerine getiremez durumunda kalacaklardır.
Yanı bu santraller dere yatağında her 10 senede görülen kuraklığın çok daha kötüsünü her sene dere havzasının büyük bir bölümünde oluşmasına neden olacaklardır. Nekadar bir süre : İlk anlaşma 50 sene ondan sonra tekrar bir 50 sene daha kontrat yapılacak. Ondan sonra tekrar bir 50 sene.
Amerikali ve Kanadalı 16 eyalet ve devletten oluşan su uzmanların 2002 de oluşturduğu İnstream Council (Nehir havzasındaki yaşamın sağlığının korunmasını ilke edinerek kurulan Organizasyon) ; nehirlerin sağlıklı bir biçimde yönetilebilmesi için :
Nehrin hidrolojisi, biyolojisi, suyun kalitesi, morfolojisi vede sürekliliğinin göz önüne alınmasının gerekli olduğunu söylemektedirler. Yukarıdaki her bir konu ayrı bir bilimin konusu olup bunlar birbirleriyle ilgilidir .
Suyun hidrolojisi denildiğinde suyun belli bir zaman içerisinde havzasına dağılması,anı yağan yağmur ve karların havzaya yayılması,buharlaşması,toprağın nemliliği,yeraltı sularının su ile depolanması, toprağın üzerinde birikimleri ve de suyun yatağından akması.
Nehirler dört sekilde çevresine bağlanmıştır. Nehrin başladığı yerden nehrin denize ulaştığı doğrultu,nehrin sel alanlarına ve vadiye olan bağlantısı, nehrin yatağının altından yeraltı sularıyle bağlantısı. Dolayısıyle nehrin şeklini oluşturan suyun yukarıdan aşağı akması,nehrin yatağına dik olarak yan kenarlara akması vede dik olarak tabanından yer altı su kaynaklarına akması vaya tersi(yeraltı sularının nehire su sağlaması) nehrin karekterini ve şeklini oluşturur.
Nehrin biyolojisi denildiğinde: nehirde ve havzasında yaşıyan canlıların hayat basamakları. Bunlar çeşitli seviyelerde olup tam ekosistem den kimyasal ve fiziksel yapılara kadar değişır. Çeşitli balıkların hayat tarzları onların yumutalaması, beslenme,yavruların büyüme dönemleri, alışkanlıkları, çevrelerini kullanması,göç etme şekillerini ve diğer gereksinimlerini içerir.
Balık habitati denildiğinde : suyun derinliği,suyun hızı,dere tabanının özellikleri,korunma yerleri vede nehrin genişliği sözkonusu.
Suyun kalitesi denildiğinde : suyun sıcaklığı,sudaki çözülmüş oksijen miktarı, suda bulunan toksik maddeler ve besinler, suyun tadı ve kokusu aynı zamanda suda bulunan kum ve diğer maddelerdir.
Morfoloji : nehir içerisindeki alluvial kanalların oluşması,kumların taşınması dere kenarlarının erozyana uğraması ,yeni bitki toplulukların dere kenarlarında oluşması .
Nehrin sürekliliği( Bir yerden başka bir yere canlıların ,enejinin vede maddelerin gidebilmesi).
Dere yatağına belli mevsimlerde gerektiği kadar su bırakmak: dere yatağına birikmiş çok ince kumların temizlenmesi, yıkanması, çakıllar arasındaki yerlerın bu gibi ince kumlardan temizlenmesi ve balıklar bu gibi yerlere yumurtalarını birakabilsın. Sudaki çözülmüş oksijen çakıllar arsındaki yerlere ulaşıp balık yumurtalarına vede bu yerdeki diğer canlılara gerekli yaşama koşullarını sağlasın.
Aynı zamanda bu akışlar kış aylarında nehirlerdeki buzlaşma nedeniyle daralan yaşama alanlarını dahada küçültmemelidir.
Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı dere yatağına bırakılacak su miktarı mevsimlere göre değişmeli vede bütün yıl boyunca tek bir minimum su miktarının nekadar yanlış olduğu nehirler konusunda uzman olan kişilerın dünyanın bir çok yerinde yaptıkları bilimsel çalışmalarla doğrulanmaktadır.
Nehirlerini tahribata uğrattıktan sonra ,yok olan habitatin belli bir kesimini eski haline yakın bir ekosisteme getirmeğe çalışan gelişmiş ülkelerin başında Amerika Almanya İsviçre vede Japonya gemektedir. Nehirlerinin bazılarını adeta bir kanalızasyon oluğu şekline dönüştüren bu ülkeler artık halkın vede belediyelerin büyük baskısıyla daha sağlıklı, halkın sosyal ve manevi çıkarlarını ön plana alan dere yataklarına daha fazla su birakılması konusunda aynı fikirdedirler.
Avrupa Birliğinin Su projesi Direktifinde tüm üye ülkelerin nehirlerdeki ekolojik dengenin iyi koşullarda olması için gerekli kararların alınmasını ve deredeki su kalitesinin gözlenmesini için kanunlar çıkarılmıştır. Yine Avrupa Birliğinin 2000 yılı Su Direktifinde; su akışlarının miktarı , dinamiğinden vede doğasal su akış koşullarının göze alınmasını özellikle belirtmektedir.(makale 34).
World Comıssıon on Dams (Barajlar konusunda Dünya Komitesi(1999 King ), doğasal akışların nehirdeki canlı yaşamın normal koşullarda gelişebilmesı için nekadar önemli olduğunu vurgulamaktadırlar.
Doğasal su akışları (environmental flows) 1950 yılından beri gelişmektedirler. Bu doğasal su oranlarının tek bir cinsi korumak yerine havzadaki tüm ekosistemi koruma prensibine dayanmaktadır. Her nekadar balık cinsini koruyan bir su miktarı diğer canlı yaşamında yaşamlarına devam edebileceğı varsayımından hareket ederek yeterli olduğu belli bir süre kabul edilmiştır.
Bunun için barajlardan ve hidro elektrik santrallerden nehir yatağına bırakılan su miktarlarının yanında; su akış zamanı;su akışlarının frekansı( yanı hangi aralıklarlarla bırakılıyor) vede bu su akışlarının toplam zamanı ,dağasal akışlar için çok önemli faktörlerdir.
Dereler konusunda araştırma yapan çoğu uzmanlar ; tek bir minimum su miktarının bütün yıl boyunca kullanılması ilkesinden vazgeçmişlerdir. Bu konuda aşağıdaki isimleri bulunan nehir uzmanların bilimsel yazılarını internetten araştırılabılır.
1. Stalkner A.B.D ( İnstream Flow Methodology)
2. Tennant A.B.D
3. Christopher Estes A.B.D
4. Tessman, Hattfıeld Canada
5. R. Tharme Güney Afrika( Dünya Su Organisyanu)
6. Jowet Yeni Zellanda
7. Dunbar İngitere
8. A. Arthington ve Zalucki, Avustralya
9. Kanada ve Amerikanin değişik hükümet ve eyaletlerinde nehirdeki ekosistem konusunda uzman olan 16 yazarın yazdığı kitap ve 2002 de oluşturduğu ( İnstream Flow council ).
Dere yatağına bırakılan minimum(asgarı,en az su miktarı) su miktarları hiçbir zaman nehirde önceden var olan nehrin doğasal su akış miktarını temsil etmemektedirler. Değişık su miktarları değişik canlıların nehirde değişık zamanlarda oluşmasını sağlar.
Bundan dolayı doğasal su akış oranları mesimlere göre değişen ve derenin doğasal akışına orantılı olarak bırakılan su miktalarıdır.Örneğin ; ( Her ayın son 20 senedeki ortalamasının üçte biri nehir yatağına o aylarda bırakılacak) Bu su akışları önceden belirtildiği gibi yüksek su oranlarını kapsamalıdır ; nehir yatağında depolanan çok ince kumların taşınabilmesı için. Yüksek su miktarları dere yatağında çakıl taşları arasında az sudan dolayı depolanmış çok ince kumları temizleyip götürür.(yıkar). Dolayısıyle sudaki çozülmüş oksijen bu çakıllar arasında depolanan balık yumurtalarına ve diğer habitata enerji sağlar.
Bazı uzmanlara göre doğasal akış oranlarının ıslak kalan dere yatağında en az elli santimetre yüksekliğinde su derinliğinin olması gerektiğınden bahsetmektedirler. Bu konuda Alberta ,Kanada da 1983 den 1997 ye kadar 27 nehirde yapılan araştırmağa göre nehirlerden kayak, rafting ve diğer her çeşit motorsuz taşıtların gidebilmesı için en az 60 cm derinliğe ihtiyaç vardır.
Yine Amerikanın Montana,Wyomıng vede Nebraska eyaletlerinde 12 değişik nehir ve ırmakta biyolog Tennant başkanlığında birçok biyolog ve hidrologların oluşturduğu nehir uzmanlarının 55 değişik ırmak kesitlerinde deney ve gözlemler sonucunda vardıkları sonuçlara göre ; kış ve sonbahar aylarında(Ekim _ Mart) ortalama yıllık su miktarının yüzde 30 u; ilkbahar ve yaz aylarında( Nisan _Eylül) ise bu su miktarının % 50 si olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu miktardaki su oranları ; nehirdeki su derinliğini, nehrin genişliğini, ve dereden akan su hızının( çok ince kumların taşınabilmesi için) kabul edilebilir seviyede olduğunu vede dere havzasındaki her çeşit canlı yaşamın balık cinsleri dahil olmak üzere normal koşullarında yaşamlarına devam edip bu canlı yaşamın cinslerinin devam edebileceği kararına 10 sene boyunca dere yataklarında yaptıkları deneyler ve gözlemler sonucunda varmışlardır. Tennat metodu bizim Doğu Karadeniz Bölgesindeki derelere değiştirilmeden uygulanmasına bir sakınca olmiyan bir su tekniğidir.
Tennat metodu ortalama yıllık akışına dayanan ve dünyada en fazla kullanılan ikinci bir metoddur. Kullanılması kolay bir yöntemdir. En fazla kullanılan metod için dere havzasında en az iki ile 5 yıl çalışma yapmak gerekli olduğundan Tennat metodu proje çalışmalarının başında dünyanin bir çok yerinde kullanılmaktadır. Bu Method Alaska da C. Estes tarafından Alaska daki koşullarına göre biraz değiştirilmiş. Canadada Tesman ve Bayha tarafından Ontarionun koşullarına göre ayarlanmıştır. 1980 ler de yapılan araştırmağa göre Amerikanın 16 eyaletinde bu metod kullanılmaktadır. Kanada da en fazla kullanılan su metodları arasında bulunmaktadır. Yine 1989 da yapılan bir arştırmağa göre Dünyada en az 25 ülkede ya değişmemiş veya bölgelere göre bıraz değiştırılmış Tennant metodu kullanılmaktadır.
Tennant Yıllık ortalam su miktarının % 10 nu hiç bir zaman dere yatağına bırakılması gereken su miktarı olarak belirtmemiştır.
%10 luk su miktarı deredeki canlı yaşamın çok kısa bir zaman içinde yaşamlarına devam devam edebileceklerini ve sonun da cinslerinin yok olacaklarınını belirtmek için kulanmıştır. % 10 luk miktarın nehirleri ve nehir havzasındaki canlı yaşamı ne duruma getirdiği dünyanın bir çok yerinde örnekleriyle görülebilir.
Eğer bu oran yöresel hidrolojik koşulları temsil ediyorsa vede biyolojik çalışmalar o havzada sağlıklı bir balık nüfüsünü barındırabileceğini gösteriyorsa. Onun için İnstream Council e göre (Amerikalı ve Kanadalı su uzmanlarının 2002 de oluşturduğu organizasyon) Ortalamanın % 10 ü hıç bir zaman kullanılmamalıdır eğer bu bu oran doğasal akış seviyesi değilse.Bu doğasal akış seviyesi İkizdere için saniyede 7 bin litre cıvarındadır.(DSİ nin 40 senelik günlük ölçülerine bakınız)
Tennat metodunun( yanı ortalama su debisinin) % 30 ü İkizdere Deresinde Cevizli santralı için 8000 litre saniyedir. Yine Tennat Metodunun İlkbahar ve yaz ayının bir bölümünde( Nisan,mayıs,hazıran ve temmuz) önerdiği ortalamanın % 50 si saniyede 13 500 litre yapmaktadır. Ancak genişliği 20 ile 30 metre arasında değişen dere tabanından akacak olan suyun hızı kumları taşıyabilecek güçte olsun. Tennatin bu yazlık % 50 oranını az bulan uzmanlarda bulunmaktadır.
Türkiye de hidroelektrik santralleri kurmak istiyen çoğu şirketler, dere yatağına birakmak istedikleri su miktarlarına çok komik su miktarları ile başlamaktadırlar.(Rüzgarlı 1 ve 2 için minimum su miktari 50 litreydi Rüzgarlinin Ortalama debisi saniyede 1450 litre olmasına karşın. Cevizli Santarali için bu minimum su miktarı saniyede 150 litreydi. İkizderenin Cevizli Santralının başladığı yerdeki debisi 27000 litreye yakındır.
Bu metod 7q10 adıyle adlandırılmaktadır. Şirketlerin bu metodu sevmelerinin nedeni bu metodun dere yatağından su alan kesimlerin lehine çalıştığından dolayı.
Devletin dere havzasındaki suyu, balık ,diğer ekosistemi,yabani hayatı halkın çıkarları doğrultusunda yönetmesi gerekirken: bu şirketlerin bilimsel ve mantıksal olarak akla yatmiyan bir metodu dere yatağına bırakılması gereken suyu hesaplamasında burokrasının yardimiyle göz yummaktadırlar.
7q10 metodu hidrolojik bir istatistik metodu olup dereye bırakılacak her çeşit atıkların kuraklık dönemlerinde nekadar miktarda bir su gerekliki suyun kalitesini istenilen seviyede tutulsun. Her 10 senede olması gereken kuraklık dönemindeki en düşük ardarda yedi günlük su debilerinin ortalamasıdır. Bu kuraklık mevsiminin her sene olması ihtimali onda birdir veya yüzde 10 dur. Amerikanın Tabiati Koruma Kurumu (EPA envıronmental Protectıon Agency) tarafından geliştirilen bu method amacının dışında kullanılıp özellikle bizim gibi ülkelerde istismar edilmektedir. Bu metod (7q10) nehirlere salıverilecek her çeşit kimyasal (bakır,kurşun ve diğer çeşitli atıkların deredeki suyun kalitesini belli bir seviyede tutabilmek için bu atık maddelerinin miktari, suyun en az olduğu dönemlerde nekadar olmalıdırki, deredeki canlılar bu toksik maddelerden en az miktarda etkilensin aynı zamanda derede yüzülebilsin veya su alınabilsın. . Diğer zamanlardaki deredeki su miktarı bu kuraklık dönemindeki miktardan çok çok yüksek olması yanı zamanın % 99.8 inde bu kuraklık miktarı su debisi dere havzasında görülmemektedir.
Zamanın % 99 un da dere yatağında görülmiyen en düşük su miktarını öyleyse neden çok uzun bir süre(100 sene boyunca) nehire akacak can suyu olarak bütün yıl bırakmak istiyorlar? (Zamanın % 100 de yüzünü bir sene veya 365 gün kabul edersek). Her nekadar yaz ayının bir iki ayında santrala maximum su aktarıldıktan sonra sonra karların erimesinden dolayı dere yatağında bu can suyu olarak çed raporlarında bahsedilen miktardan daha fazla su olacaktır. Bu can suyu dedikleri miktarı kış,sonbahar aylarının tamamında vede ilkbaharın mart ve nisan aylarında yaz ayının temmuz,ağustos aylarının tamamında bırakmayı öngörmektedirler.
Böyle minimum en düşük su miktarı dere tabanında balıkların yumurtalarını bıraktığı çakılları kapatan çok ince kumları suyun hızı çok az olduğundan hiç bir zaman taşıyamıyacaktır.(temizliyemiyecektir).
Nehrin şekli büyük miktarda değişecektir. Nehir yatağının dolayısıyle habitatin % de 60 indan fazlası kuruyacak vede kaybolacaktır. Böylece İkizdere Deresinin yatağı daraltılıp bir su kanalısazyon oluğu haline getirilecek. Avrupada bu gibi kanalızasyonları inşasına 50_ 100 sene önce başlandı, şimdi bu yerleri tekrar nehrin ekosistemine katmak için milyarlarca para harcamağa karar vermişler.
Neden sağlıklı bir ekosisteme gereksinim var:
a Bitkiler photesentez olayını vede oksijen üretirler.
b Çeşitli bakteria organık dışatık maddelerini proses edip suyun kalitesini yükseltirler.
c Nehir kenarlarındaki bitki örtüsü çeşitleri sellerin etkisini aza indirir,yavaşlatır.
d Fazla güvenilir su miktarları besin üretimi,yabanı hayat, doğasal faaliyetler(suda raftıng turizmini geliştirmek, dere tabanının çok ince kumlardan temizlenmesi ve yer altı su kaynaklarını seviyesini yükseltmek için çok önemlidir.
Bir çok gelişmiş ülkede ( Almanya,Japonya,İsviçre,Amerika ve diğer ülkelerde adeta bir kanalizasyon durumuna getirilmiş olan bir çok nehirde , restorasyon çalışmaları yanı nehirlerdeki su akışlarını doğasal akış miktarlarına dönüştürmek için çalışmalar yürütülmektedirler.
Çinde Tarim nehrinin restorasyonu 2 milyar cıvarında.
Floridaki Kısmmea nehri restorayonu 10 milyar cıvarında.
Avrupada Danube(Tuna) nehrinde su restorasyonu
Yeni Zellanda veAvusturyada yeniden mevsimlik akışların hesaplanması. Avustralyada 25 senede kurulan Snowy Mountaın Scheme Karlı Dağ( Baraj ve santrallerin oluşturduğu elektrik üretme ve tarım suyu) den esas ortalama yıllık su debisinin % 21 ni karlı nehire 2010 yılında verileceğini ordaki hükümetler imza etmiş durumda fakat bu oranın % de 28 olması ihtimalinin yüksek bir olasılık olduğu ordaki bilim adamları tarafından söylenmektadir.
Kuzey Amerikada(A.B.D ve Kanada da) 500 tane baraj ekosistem,balıkların yukarı çıkamaması, deprem vede halkın nehirle olan sosyal aktivitelerinin sonucunda yıkıldı.
A.B.D deki Missourı nehrinin restorasyonu 40 senelik bir proje ve masrafi milyarlarca doları bulmakta.
1985 yılında Amerikada verilen hidro elektrik çed lisanslarının % 80 nin de derelere bırakılması gereken su mıktarını içermekteydi.
The U.S Clean Water Act( Amerika Birleşik Devletlerinin Temiz Su Genelgesi); Bu genelge ,Ülkede bulunan bütün akarsuların fiziksel,kimyasal ve biyolojik olarak karekterlerinin korunmasını eyaletlere emreder. Bunların başında; nehirlerin balığın barınabileceğı ve yüzülebilir koşullarda olması.
Yine Manzaralı ve yabani nehirlerin bazılarının korunması ve onların özgürce akma koşullarını destekler.
Brezilya ve Şilide yeniden minimum su miktarları hesaplandı. Bu su miktarları doğasal olarak oluşan küçük su debilerine dayanmaktadır.
Mevsimlik minimum su akışları Yeni Zellanda ve Avustralya da nehirlerin bazılarında restore edildi.
Japonyada 1994 de halkın vede belediyelerin girişimiyle çıkarılan su yasalarında dere yataklarına baraj vede hidroelektrık santrallerinden dolayı birakılan su miktarları bazı dereleri için yüzde elli oranında artırılmıştır.
İsviçrede Halk hidro elektrik santrallerinin neden olduğu deredeki ekosistemin tahribatını gidermek amacıyla deredeki su miktarlarını artırmak için elektriğe daha fazla ödeme yapmağı benimsemektedirler.
Amerika Birleşik Devletlerinin Kuzey Batı eyaletlerinde: Oregon,Washington,Idaho ve Montana da bulunan Water Trust( Su organizasyonları özellikle Oregon eyaletinde Amerikan Hükümetinin maddi desteğiyle bu bölgelerdeki manzaralı nehirleri ve şelaleri ve de bu gibi derelere daha fazla su bıraktırmak için derelerin belli bölümlerini belli bir süre(40 ile 50 seneliğine kiralamaktadırlar.
Amerikanin Kuzey Doğu eyaletlerinde( Connecticut,Maine,NewHemshire, Rhode İsland,Vermont Pensılvania ve Massachussetts eyaletlerinde kullanılan aquatıc base flow ( aquatik ana akış) su yöntemi ile derelere birakılan su miktarları 25 senede kaydedilen su debilerinin ağustos ayının ortalamasına eşittir. Yapılan hesaplamanın sonunda ağustos ayının ortalaması yıllık ortalama su akış miktarlarının(yanı Tennant metodunun) yüzde 26 sına tekabül etmektedir.
Ağustos ayının bu kuzeydoğu bölgesinde seçilmesinin nedeni , suyun diğer mevsimlere göre en az olduğu sıcaklığın en yüksek,dolayısıyle sudaki çözülmüş oksijenin vede besinlerin en az olduğu ay olmasındadır.
Bu aquatik ana akışın kuraklık dönemlerinde kısa bir süre görülen ana akış mıktarıyla aynı olmadığının bu metodu bulan uzmanlar özellikle belirtiyorlar. Yalnız bizde en düşük su miıktarları genellikle ocak ve şubat aylarında gözükmektedir.
Kanadanın Kuzey Doğu Bölgelerinde nehirlere bırakılan su miktarı ortalama yıllık su akışlarının yüzde yirmi beşidir.
Kanadanın Quebec Bölgesınde bu su oranı ortalamanın yüzde 20 sinin üzerindedir.Ontario Bölgesınde bu oran yüzde 25 cıvarında olup Tenant metodunu kendi bölgelerine adapte etmişlerdir.
Kanadanın Batı Bölgesinde, British Colombiyada nehirlere bırakılaması gereken su miktarları(baraj ve santrallerden dolayı) en az yüzde yirmiyle başlamaktadır. Bu yüzde oranları uzun bir süre (20 sene) içinde ölçülen her ayın ortalamasına göre değişen yüzde oranlarıdır. Yani nehirlerin doğasal akışını belli bir yüzdeyle takip eden veya kopya eden miktarlardır. Bu konuda Biritish Colombianin kabul edilmiş kanunlarına bakınız.(Hattfield 2002).
Avustralya ve Güney Afrikada Nehirlere bırakılan su miktarları 25 kişiyi bulan bu konuda uzman olan biyolog,hidrolog, kimyacı,bilgisayar ,matamatikçı vede diğer ilgili uzmanlardan oluşmaktadır. Birakılan su oranları nehrin tüm ekosistemini gözönüne almaktadır. Ve de birakılan su miktarları nehrin mevsimlere göre su akış oranlarını temsil etmesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadırlar.
Alaskada bu su mıiktarı ; yıllık zamanın (veya ayların) yüzde ellisinde nehirde bulunan su miktarı cıvarındadır. Bu miktar tek bir su debisi değildir. 8 metreküpün zamanın % 95 nın da dere havzasında olduğu düşünülürse ;zamanın % 50 sındeki rakam daha yüksek bir miktardir.
Oregon eyaleti turistik, manzaralı nehirlerinin 1600 kilometre uzunluğundaki bölümlerini koruma altına almıştır. Oregon eyalet.nde su kanunları konusu 1909 gündeme gelmiştır.
Çok önceki doğasal akışlar deredeki tek bir cinsi yani balığı veya tek bir konuyu gözönüne göz önüne almaktaydı. Bundan dolayı bırakılan su akış oranları bu cinslerin habitatinı kıritik minimum(en az) durumda tutabilmek içindi. Balık cinsleri değişik su miktarlarına çok hassas olduğundan, tartışmalar eğer bu miktardaki su oranları balık için iyiyse diğer ekosistem canlıları içinde iyidir.
Ekosistem için nekadar su gereklidir? Nekadar su dere yataklarından alınabilir; bundan dolayı nekadar her çeşit atık dere yataklarına birikecektir. Doğasal yapısı değişmiş yatağı ince kumlarla kaplanmış, habitati ne derece tahribata uğramış olacaktır.
Bunun için su akış çeşitlerine bir göz atalım;
Ana akışlar; aquatık(sudaki) canlılar için yeterli derecede habitat sağlarlar. Suda çözülmüş oksijeni sağlar. Uygun su sıcaklığını korur. Suyun kimyasını ve yer altı su seviyelerini sağliklı bir seviyede tutar. Bitkiler için toprağın nemliliğini gerekli seviyede tutar.
Düşük akışlar; deredeki canlıların yaz aylarındaki beslenme alanlarının habitatını daraltır.Kış aylarında ise dere yataklarındaki buzla kaplanmış yerleri çoğaltır ; canlıların kış aylarındaki yaşama yerlerini(habitatini) azaltır. Balık ve diğer canlılar stress altında kış aylarını geçirirler.
Doğasal düşük su miktarları bu nedenden dolayı daha fazla koruma altına alınmaktadır, doğasal yüksek su akış oranlarına göre.
Kuraklık dönemleri; dere yatağında ıslak kalan su alanları azaldığından balık ve kendisini savunamiyan aquatıc canlılar düşmanları tarafından kolayca avlanır. Değişık türler suyu azalmış dere bölgelerine etkin olurlar.
Yüksek su akışları ; nehrin fiziksel karakterini oluşturur. Buna göllerin oluşması,göllerin aşağısındaki balıklar için çok önemli olan dalgalı pürüzlü yerleri oluşturur. Nehir yatağındaki çakıl ,kum ve diğer taşların büyüklüğünü ayarlar. Balık yumurtalarını öldüren çok ince kumları çakıllar arasından süpürüp temizler. Nehir kenarlardaki bitki çeşitlerinin nehrin yatağını kaplamasını engeller. Her çeşit atık ve kirliliği kimyasal maddeler dahil temizleyip etkilerini asgariye(çok aza) indirir.
Çok yüksek su akışları ; balıkların yumurtalarını bırakabilmeleri için göç etmelerini sağlar. Aynı zamanda küçük balık yavrularını öldürebilir. Başka yeni habitat alanları oluşturur. Balıkların bu sel alanlarında yumurtalamalarına elverişli bir ortam sağlar.
Yer altı su seviyelerin seviyesini normal hale getirir veya yükseltir. Değişık besınlerı nehir yatak kenarlarına depo eder. Aquatıc vede nehir kenarlarındaki bitki çeşitlerinde denge oluşturur.
Küçük çakıları ve büyüklerini balıkların yumurtalarını bıraktıkları yerlere depo ederler.
Nehir canlıları için zararlı olan canlıları dereden uzak tutar. Her çeşit tohumu ve meyvayı dere kenarlarına taşır. Toprağa gerektiği kadar nem verdiğinden bazı bitki tohumlarının büyümesını sağlar.
Amerikanın Oregon eyaletindeki su kurumları nehirlere fazla su restorasyonu için suyu kullanan kesimlerle yaptığı anlaşmalar Kuzey Batısındaki diğer eyaletlere yayılmaktadır.
Bu konuda bir şiir de nehirler konusunda sözkonusudur;
Bazen kayak küreklerini çekerek seyahat ederim
Bazen bir nehir motoru ile, bazen bir rafting ile.
Bazen kendimi büyük bir tecrübe içerisınde bulur nehire atlayıp suyun üzerinde dinlenip aşağıya doğru gidebilmek için.
İkizdere Vadısının büyük bir bölümü koruma altına alınmalıdır. Yapılacak evler yörenin mimari yapısına uygun olmalıdır. Türkiyenin diğer şehirlerindeki çirkin ,uygunsuz,çok katlı ,çirkin çıkmalı yapılar İkizdere Vadısınden uzak tutulmalıdır. Bu konuda bazı mimarı kanunlara muhakkak böyle güzel bir vadinin gereksinimi vardir. İkizdere Vadisının doğasal güzelliğinın yanında eski mimari yapılarını da korumalıyız geleceğın önemli turistik yerlerinden biri olabilmesi için.( kayak ve dağcılığın yanında, nehir raftingi( Dereköyden Karadenize kadar olan bölgede).
İkizdereliler olarak Vadimızı koruyarak sahip çıkmassak ,bu vadiye başka bölgelerden gelen ,Ülkemizin enerjiye ihtiyacı kılıfı adı altında dünyanın sayılı doğasal vadilerinden birini kendi çıkarları için daha da tahrip etmeğe fırsat vereceğiz. Bunlara Türkiyenin sadece enerjiye değil ondan çok daha önemli temiz çevreye,temiz içilebilir suya ve derelerinde her çeşit yerli balığın canlının yaşadığı koşullara ,çok güzel şelalerine Türkiyenin daha fazla ihtiyacı olduğu gerçeğini benimsettirmeliyiz.
Devlet Su İşlerinin İnternetteki yazısına göre Türkiyenin 2004 yılında her çeşit toplam enerji üretim kapasitesi 220000 GWh:senede olması gerekirken ancak 150000 GWh kullanılmaktadır. 1 gigawatt 1 milyar watta eşittir. Bundan dolayı her çeşit yoldan üretilen enerjinin % 32 sinin kaybolduğunu belirtiyorlar. Kayboluş nedenleri arasında aşağıdaki gerekçelerden bahsediyorlar: arızalar,bakım ve onarım, kullanma politikası,ekonomik durgunlaşma,düşük arz isteği,kuraklık, üretim kalitesi ve hatlardaki kaybolma.
Enerjiye ihtiyacı olan sanayı işlerinin büyük bir oranını ilkbahar ve yaz aylarında bitirmelidir.Dolayısıyle kış ve sonbahar aylarında deredeki suyun büyük bir bölümü dere havzalarındaki ekosistemi korumak için dere yatağına birakılmalıdır.
Devlet Su İşlerinin internette yayınladığı İngilizce araştırma yazısında ;
Türkiyede üretilen elektrik enerjisinin(kömür ,doğal gaz, hidroelektrik ve diğerlerinin toplam megawatı 37480 meqawatt olduğunu belirtiyorlar. Hidroelektriğin miktarı 12 600 meqawattir.Yine aynı yazıda Türkiyenin her sene bu üretilen enerjinin % 7 cıvarında bir ilave enerjiye ihtiyacı olduğunu vurguluyorlar. 2623 meqawat etmektedir. Bu % 7 lik miktar ; kalkınma hızına göre bulunmuş bir rakam olup bu gibi yüksek kalkınma devamlı sürdürebilir bir kalkınma değildir. Çoğu sanayıleşmış ülkelerin kalkınma hızı % 2.5 ile % 3 arasında değışır.
New Yorktaki Borsanın aşağıya düşmesi Türkiyedeki borsayı, para birimini ve ekonomiyi nasıl etkilediği ortadadır. Türkiyeye gerekli olan ekonomi hızı her sene sürdürelebilen bir hız olup nüfüsunu de buna göre aşağı indirmelidir.
DSİ nin belirttiği enerjinin tamaminin hidroelektrikten üretildiğini varsayarsak; 94 megawatli 28 tane Cevizli santralı büyüklüğünde santraller her yıl suyu ve vadisı olan yerlerde kurulmalıdır.
Bunun anlamı Özellikle Doğu Karadenizde yapmak istedikleri gibi derenin suyunu değişık mesafelerden çok dik yamaçlardan defalarca dağları delerek inşa edilecek tünellerle alıp maksimum miktarda enerji üretmeğe dayanmaktadır.
Eğer saniyede ortalama 28000 litre su miktarı İkizdere ve havzasına maksimum bir habitat koşulları oluşturuyorsa birakılması önerilen 1 metre küp veya saniyede 2800 litre suyun Dere havzasındaki habitat koşullarının ne duruma dönüştüreceği bir doğru orantıyle hesaplamak herhalde yanlış bir varsayım değildir.
Santrali yerin altında yapacaklarını ondan dolayı çevrecı olduklarını internet sayfalarında söylüyorlar. Fakat Deredeki suyun % 95 inden fazlasını 8 kilometre boyunca alacaklarını raporlarında bahsetmektedirler. Peki bu suyu kapalı tünelle dere yatağından taşıyarak vadideki canlı yaşama vede çevreye nekadar zarar vereceklerdir. Onun örnekleri dünyanın bir çok yerinde olup bu vadilerin restorasyonlarına çoktan başlanmıştır.
Sırf enerji enerji üreteceğiz diye bazı ülkelerin 60 sene önce yaptıkları hataları tekrarlamamız gerekli. Belki bu konuda onlardan daha ileri bir seviyede oluruz.
Çünkü bu gibi yerleri 50 sene sonra eski durumlarına yakın bir konuma getirtmek bölgedeki halka vede vergileri ödiyen halka pahalıya mal olacaktır.
Son gelişmede Rize Su Ürünleri Fakültesinden Sayin Davut Turanın hazırladığı son rapora göre bırakılacak su miktarı 2800 litreye çıkarılmış.
Çed Raporunu yazanlar saniyede 150 litr ile başlamışlar. Buna burokrası olur diye imzasını atmış.
İstanbul Teknik Üniversitesinden gelen kişiler İkizdere havzasında 2 saat kalarak hiç bir bilimsel deney ve araştırma yapmadan bu miktarı 500 litreye çıkarmışlar.
Sayın Davut Bey ve beraberindeki kişiler bu miktarı saniyede 2800 litreye çıkarmış.
Bu miktar ortalama su debisinin % de 10u yapmakta. Kış ve sonbahar aylarında İkizdere havzasının Cevizli santralının başladığı yerlerdeki su debileri saniyede 12000litre ile 17000 litre arasında değişmektedir. Özellikle kış aylarında dere havzasındaki buzlaşma çok daha fazla bir alan kapsayıp sonbaharın son aylarında yumurtlayan ikizderedeki alabalık ve diğer balık cinslerini stress altında tutup kısırlaşmalarına balık yumurtalarının vede yavrularının ölmelerine neden olacaktır.. Sanko bu iki mevsimde(yanı Kış ve Sonbaharda) dereden akan suyun %de 84 ünü vede % 77 sini sürekli olarak santraline taşıyacaktır.Deredeki habitat sahası her nekadar orantılı olmassada % 60 oranında ortadan kalkacaktır. İlkbahar ve yaz aylarının bazı aylarında 94 megawattlık enerjiyı üretmek için saniyede 52 metre küp suya gereksinim vardır. Bu su hacimleri özellikle mayıs ve hazıran aylarının çoğunda bu debinin üzerinde su akmakta. Nisan ve Temmuzda bu debiye yakın miktarda ortalamaları. Mart ayında debi daha da azalmakta. Bu aylarda dere yatağına saniyede 2800 litre su akarsa dere tabanındaki biriken her ceşit ince kumları bu miktardaki suyun sahip olduğu hız, genişliği 20 metreyi geçen dere tabanindan temizliyemiyecektir.
Sayın Davut Bey Kanada Hükümeti için çalışan nehir uzmanı biyolog bu 2800 litre saniye suyu senenin 10 ayında değilde çok kısa bir süre kullanabileceğinden bahsediyor (Yani bir iki hafta.) . Balıkların yumurtlama ve büyüme dönemlerinde bu su miktarının yetersız olduğunu belirtmektedir.
Mevcut santralın dere yatağındaki balık ve diğer canlı yaşamı ne derece azalttığı ortadayken ; 6 defa daha büyük hacımde olan cevizlik santralının 8 kilometre boyunca dere havzasında yapacağı tahribat çok daha fazla olacaktır. Çünkü maksimum enerjiyi üretmek için dere yatağından 3 misli daha fazla su almaları gerekli.
Santralleri kurmak istiyen kurumlar çed raporlarında dere tabanına bırakılacak su miktarlarına çok küçük su miktarlarıyla başlıyarak yöredeki halkın nabzını yoklamakta örneğin ilk önerilen su miktarı Saniyede 150 litre., Rüzgarlida bu miktar 50 litreydi . Bir iki heyet sonunda bu su debisi miktarı saniyede 2800 litreye çıkmış söyleniyor.)
Uluslararsı su uzmanları artık tek bir minimum debinin bütün yıl boyunca dere yatağına birakılmasının nehirlerin sağlıklı bir şekilde idare edilmesiyle hiç bir ilişkişi olmadığını yazdıkları vede dünyadaki mevcut örnekleriyle ispalamaktadırlar.
Balıkların üreme dönemlerinde vede kış aylarındaki buzlaşma nedeniyle daha fazla suya ihtiyaç olduğu vede yaz aylarında bu su mitarlarının o dönemdeki su akışlarıyla orantılı olması gerektini veya ortalama su debisininin % de 50 si cıvarında veya daha fazla olması gerektiğini bu konuda uzmanlaşmış kişiler yazdıkları bilimsel yazılarla açıklamaktadırlar.
Kanada 14 tane nücleer santrali olan ve hemde hidroelekrik santralleriyle dünyada en çok elektrik üreten ülkelerden bir tanesi. Aynı zamanda nehirlerdeki canlı hayatın korunması konusuna önem veren ülkeler arasında.
Sonbahar ve kış aylarınada ortalama su debileri saniyeda 15 metreküp ile 20 metre küp arasında değişen ve kuraklık dönemlerinde bazı ayların bazı haftalarında saniyede 6 metreküpe düşen İkizdere Deresinin acaba neden daha küçük turbin kullanarak deredeki suyun belli bir kısmını enerji üretmek için diğer yarısınıda dere havzasındaki canlı yaşamı korumak için bir proje geliştirmediler.
Çünkü bu gibi değişiklik yapılırsa Abdülkadır Beyin ve ortaklarının cebine istediği zaman içerisinde gerektiği kadar fazla dolar girmiyor.!
İkizdere Santralını satın alan Sayın İş Adamının, çevreye önem verdiğini İkizdere Netteki açıklamasından okudum. Bilmiyorum Sankocularda santralı yerin altında yapmaklarla çevrecı olduklarını belirtiyorlar!. Ümit ederim Sayın Çorlunun çevre ye bakışı bu anlamda değildir.
Eski santralde balıkların su kanalı yoluna girmesini engelliyen çok ince balık elekleri bulunmamaktadır. Dereköyden gelen dereye, Rüzgarlı Deresinin santrale alındığı yerin aşağısındaki bölümlerine vede Ilıca(Vane) Deresine uluslararası su bilim adamlarının önerdiği kadar su akmamaktadir. Sizin iyi niyetinize inanmak istiyoruz ve sizinle beraber bu yörel nehirdeki canlı yaşamı ve turistik potansiyelinin yanında bitki çeşitlerinin çok zengin olan İkizdere Vadisini beraberce koruyup gelecek nesilllere aktaralım.
İkizdere Vadisine kurulması istenen çok büyük megawattlı santrallerin zararları nelerdir:
Bu gibi santraller için en fazla enerjiyi üretmek için deredeki suyun % 95 ninin enerjiye çevrileçeğı varsayımından deredeki su Cevizlide Sanko nun yaptığı gibi 8 kilometre boyunca tunel içerisinden alınıp taşınmaktadır. Bu mesafe boyunca tahrip ettiği veya edeceği orman ve değişik bitkilerin vede çıkarılan taş toprak malzemelerinin ve yarattığı kirliliğin yanında İkizdere Halkının her çeşit çok küçük çapta (200 kilowattla bir meqawatt arasında) elektrik üretebilmeleri vede meyvacılık ve diğer ihtiyaçlar için su gereksinimleri ellerinden alınıyor. İkizdere de ki santral de buna bir 6 ile 8 kilometre mesafe eklemiş. Sanko bununla da yetinmeyip İkizdere Vadisinin diğer bölümlerinde aynı taktığı uyguluyarak başka santraller yapma peşinde. Nehrin suyunu çeşitli mesafelerden almağa çalışıyor. Santral için dere yatağında betondan bir set yapılacağından dolayı balıkların yukarı çıkması çok zorlaşacaktır.
Halkın suyunun yanında deredeki canlı yaşamın suyunu kendilerine professör adı verilen kişilerin bilimden uzak raporlarıyle almağa çalışmakta.
Burokrasının imzasını almış bu şirketin böyle onun üzerinde hidroelektrik projeleri olup enerji üretme adı altında Doğu Karadeniz Bölgesine ve diğer yerlere vereceği çevresel ve ekonomik zararları bir düşünün .
Sankonun yanında İkizdere Vadisinin suyuna başka şirketler de el uzatmak istemektedirler. Dolayısıyle Vadinin suyu, doğası enerji üretimi adı altında İkizderelilerden burokrasının yardımıyle alınmak isteniyor. Ve de bu iş yapılırken dere havzasına çok az miktarda su bırakılmak isteniyor.
Yamaçlardaki nem miktarları derenin sularının tuneller içerisinden alınmasından dolayı toprakta ve vadideki nemlilik oranı çok azalıp tarıma meyveciliğe ve arıcılığa darbe vuracağı bir gerçektir. Bu yamaçlardan kesilen ağaçların tuttuğu yüzeysel topraklar rüzgar,yağmur vasıtasıyle az su bırakılmış dere yataklarına depolanacaktır. vadideki ağaç ve bitkilerin kurulaşması hızlanacaktır.
Eski Avrupa Birliğinde birkaç yüz kilowattan 2.5 meqawatt a kadar değişen 14 bin tane elektrik üreten küçük santraller vardır. Doğu Avrupa Ülkelerinde küçük santrallerin sayısı 2800 cıvarındadır.Çekoslavakyada bu rakam 1300 cıvarındadır. Türkiyede bu rakam 70 cıvarındadır.
Hidro eletrik enerji dünya daki enerji ihtiyacının yalnız % 20 sini karşılamakta. Yüzde oranı azalmaktadır. Bununla beraber bazı ülkelerde hidroelekrik üretimi diğer ülkelere göre çok yüksektir. Örneğin 5 milyonluk Norveç bu bakımdan zengin olup enerjisinin % 90 nina yakınını hidroelekrikten üretmekte. Kanada ise ürettiği enerjinin% 65 hidroelekriktir. Brezilya % 70 ni hidrodan üretiyor. Bu oran Avusturya için % 60 cıvarındadır. İsviçre vede Japonya için % 40 dolayında. Fransa da % 15 hidroelektrik, % 70 nuclear. Amerika Birleşık Devletlerinde hidro enerji ihtiyacın % 20 sını karşılamakta.
Çin su konusunda zengin olmasına rağmen elektriğinin % 27 sini hidroelekrikten karşılamakta. Rusyadaki hidro ihtiyacın ancak % 18 ni karşılamakta. Türkiyede bu oran %30 cıvarındadır. Avustralyada bu oran % 10 cıvarında.
Doğu Avrupa Ülkelerinde ,Bulgaristan dahil Nücleer enerjinin enerjideki payı % 40 ile % 60 arasındadır. Litvan yadaki dünyanın en büyük nücleer santralı( 3000 meqawatt) ülkeninin elektrik ihtiyacının % 77 sını karşılamakta
Dünyadaki nücleer santrallere gelince, Amerikada 104 tane,Fransada 59 tane,Japonyada , 53, İngilteredede 35, Rusyada 29,Almanyada 19, Güney Korede 16, Hindistan da 14 tane, Ukranyada 13 tane,İsveçte 11, İspanya da 9, Slovakya da 6,Bulgaristanda 6, Çekoslavakya da 5 ve İsviçrede 5 , Fillandiya da 4 adet ve Çinde 3 adet nücleer santral bulunmaktadır. Bu rakamlar 2002 yılında basılan Dünya Almanağından alınmıştır.
Amerika,Rusya,Kanada, Çin,Norveç,İsviçre,Avusturya su bakımından zengin olan ülkelerdir.
Diğer yandan dere yataklarına bırakılacak su miktarları vede vede 5 meqawattan büyük santrallerin çed raporlarınin gerek Amerikan hükümeti düzeyinde gerekse elayetler tarafından dere havzalarının sağlığı için çok ince bir elekten geçirilmesi hidro elektriği gelişmesini 1980 den sonra yavaşlatmıştır. Bunun yanın da rüzgar,solar,hidrotermal vede diğer yenilebilir enerji alternatifleri teknolojinin üst düzeyde olmasından dolayı daha da hız kazanmıştır.
Hidroelektriğin yanın da, rüzgar , solar ve diğer yenilenebilir eneji kaynaklarının altyapısı yanı her çeşit turbini ve teknolojisi devlet tarafından yapılmalı veya yapanlar desteklenmelidir.
İkizdere Vadisi,Fırtına Vadısı; Hemşin ve Fındıklıdaki Vadi Dünya da bitki örtüsünün çok zengin olduğu, temiz sularının bulunduğu her çeşit ağaç çeşidinin vede kayalık vadilerinin bulunduğu doğa sporlarının yapılabileceği,yerli ve yabancı turistlerin görmek istiyeceği ve bölgeye gelir getireceği sayılı vadilerinden bazılarıdır.
Bu vadilerin ekosistemlerini,ormanlarını, mimari yapılarını koruyarak gelecek nesillere aktarmak Türkiye ekonomisine ilerde daha fazla katkı sağlıyacaktır. Bu sosyal,maddi ve manevi katkıya sadece para açısından bakmak yanlıştır.
Sabahattin Demircan
Alaska ,USA
Doğum yeri: İkizdere
Mesleği : mühendis,iş sahibi