Derneğimizin HES'ler Hakkındaki Görüşü
İKİZDERE’DE HES GERÇEKLERİ…
Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması, dışa bağımlılığın azaltılması acil ve çözülmesi gereken bir sorundur. Ancak, doğayı gözetmeden sadece en kısa sürede enerji üretmeyi hedefleyen girişimler sorunu çözmeyeceği gibi daha da büyüklerinin peşi sıra gelmesine neden olacaktır. Nehir tipi santraller inşa ederek hidroelektrik enerji üretimi ile ilgili son dönemde artan girişimler bu nedenle endişe vericidir.
Hidroelektrik Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’nde 2023 yılına kadar hidroelektrik potansiyelimizin tamamının elektrik enerjisi üretiminde kullanılmasının sağlanacağı belirtilmektedir. Devlet politikasının Hidrolelektrik Santralleri (HES) destekleyici yönde olması; eğilimlerin artmasına neden olmuştur. Kamu ve özel sektör tarafından Türkiye genelinde yapılması planlanan 2.000’e yakın nehir tipi HES Projesi bulunmaktadır. Projelerin toplam kurulu gücü 25.000MW, yıllık ortalama üretimi 125.000GWh’dir. Öngörülen bu üretim değeri, ülkemizin 2008 yılında tükettiği elektrik enerji miktarının % 60’ına karşılık gelmektedir. Başlangıçta çok büyük görünen bu pay, söz konusu projelerin tamamlanması öngörülen 2023 yılı elektrik talebinin sadece % 5’ini karşılayabilecektir.
Rize İkizdere Vadisi; ülkemizin cennet vadilerinden biri olup yörede yaşayan halk tarafından şimdiye kadar korunmuş, yeşilin bin bir tonunu sergileyen, el değmemiş, yağış ormanların bulunduğu dünyadaki önemli 200 orman alanlarından biridir. Önemli Kuş Alanı (ÖKA) ve Önemli Bitki Alanı (ÖBK) içeren, tarihi taş-ahşap kırsal mimarisinin ve tarihi taş kemer köprülerinin bulunduğu bir vadidir. İkizdere, Rize’nin toprak bakımından en büyük ilçesidir. Rize ilinde büyük bir akarsu olmamasına rağmen doğudan batıya doğru irili ufaklı bir çok akarsu mevcuttur. Bu akarsuların başlıcaları Fındıklı, Fırtına, Hemşin, Çayeli, Taşlıdere ve İyideredir. Rize ilinde akarsuların en uzun olanı 78.4. km ile İkizdere (İyidere) dir. Akarsuyun havza genişliği 1.047,4. km2’dir. İkizdere vadisindeki ekolojik sistem, kültürel ve sosyal yapı, mimari yapı, Doğu Karadeniz’e has özgün bir yapıdır. İkizdere deresi ve kolları Doğu Karadeniz bölgesinde bakir kalmış, yaban hayatı kormuş, sürdürülebilir hayatı devam ettirebilen son havzalardan biridir. Dünyanın en önemli 200 vadisinden birisi olan İkizdere vadisi bu güzelliğini, bu yeşilliğini, binlerce tür bitki ve canlı türü barındırmasını yüzyıllardır gürül gürül akan derelerine borçludur. Yeşilin her tonunun nakış gibi işlendiği binlerce tür bitki ve canlıların bulunduğu, yüzyıllardır akan dereleri ile bir dünya cennetidir İkizdere.
Doğu Karadeniz'in birçok bölgesinde özelde Rize İkizdere vadisinde "enerji üretmek" üzere birçok HES projesi planlanmıştır. Ancak bölgenin doğal zenginlikleri ayrıntılarıyla göz önüne alınmadan bu projelerin bir kısmının hayata geçirilmek üzere inşaatlarına başlanmasıyla ortaya çeşitli sorunlar çıkmıştır. Yapımı planlanan Hidroelektrik Santraller; yukarıda kısaca bahsettiğimiz özelliklere sahip olan Rize İkizdere vadisinde geri dönülmez doğa tahribatı yapacaktır.
İkizdere vadisi üzerinde DSİ tarafından EPDK çatısı altında Su Kullanım Hakkı Kanunu çerçevesinde su rejimini değiştirerek bir dizi Regülatör ve Hidroelektrik santralı yapılması planlanmaktadır. Vadimiz üzerinde hiçbir bilimsel araştırma ve havza planlaması yapılmadan Cevizlik HES ve Yokuşlu HES ile birlikte, DSİ ve Elektrik Etüd İdaresince planlanan, Demirkapı-Dereköy, Rüzgarlı, Tozköy, Tozköy II REG ve HES'ler ve tüzel kişiler tarafından geliştirilen Cimildere üzerinde Selin I REG ve HES, Selin II REG ve HES, Arı REG ve HES, Yayladere üzerinde Şimşirli REG ve HES, İkizdere üzerinde Saray HES, Başbuğ HES, Çamlıkdere üzerinde Deligör REG ve HES, Gelintaşı HES, Çaterli ve Uyranderesi üzerinde Ceyhun HES, Çokcordere üzerinde Sarmakol HES, Cimil Pancul deresi üzerinde orsa-2 reg ve HES, Melez-kunda- arzayan dereleri üzerinde Ayyıldız HES, Anzer deresi üzerinde Filiz Reg ve HES projeleri bulunmaktadır.
Anzer 07.02.1991 tarih ve 91/1514 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. İkizdere–Anzer Turizm Merkezi, Çamlıhemşin–Ayder Bölgesi ile birlikte 20.11.2006 tarih ve 11264 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Kültür ve Turizm Gelişim Bölgesi” ilan edilerek, 08.12.2006 tarih ve 26370 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Anzer Turizm Merkezi doğal ve kültürel özellikleri yanında, yörede üretilen Anzer Balı ile ün kazanmıştır. Anzer yaylası trekking, kış turizmi, rafting, Jeep Safari gibi turizm aktivitelerinin gerçekleştirilmesine imkan sağlamaktadır. Flora ve Faunası ile dikkatleri üzerine çeken yörede irili ufaklı birçok krater gölü mevcuttur. Yine 25.02.2008 tarihinde 2008/ 13317 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Rize-İkizdere Ovit Dağı Kış Turizm Merkezi ilan edilerek Bakanlar Kurulu kararı, 13.03.2008 tarihli 26815 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Cimil vadisinde faaliyete geçen Ilıca Köyündeki 4 yıldızlı termal otel sağlık turizmi ve istihdam alanında ilçemize önemli katkılar sağlamaktadır. MTA raporuna göre kaplıcanın bulunduğu otelin 2 km çevresinde herhangi bir çalışmaya izin verilmemektedir. Ayrıca Cimil ve Anzer’de bulunan termal sularla ilgili yeni otel yatırımları da gündemdedir. Yine Anzer vadisinde Meles Yaylakent projesi ile ilgili kamulaştırma da yapılmış durumdadır.
Yöremizde yetişen ve halkımızın temel geçim kaynağı olan çay bu sular (nem) sayesinde yaşam bulmaktadır. Bu derenin suyu, yöremiz tarımı açısından vazgeçilmezdir. Hidroelektrik Santraller, yöre halkımız açısından yaşamsal öneme sahip su haklarını ihlal etmekte olup bölge için hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporlarındaki tespit ve taahhütlerin gayri ciddi ve yetersiz olması nedeniyle tarım bitecek, yöre halkına da göç yolları gözükecektir. Suyun çıkış kaynağı olan orman alanlarının içinden başlayarak, yer yer yerleşim yerlerinin içinden geçerek ormanlık alanlar boyunca devam eden proje zincirinin, yöremizde geri dönülmez doğa tahribatı, çevre sorunları açacağı, yüzbinlerce ağacın kesilmesi sonucu orman ekosisteminin bozulacağı ve doğaya yapacağı tahribatın boyutlarını düşünmek bile istemiyoruz. Hidroelektrik Santrallerin, yöremizdeki tarım arazilerine, doğaya, ormana, flora ve faunaya kısaca yaşam hakkımıza vereceği zararları, aşağıda maddeler halinde sunduğumuz şekilde, ilgili ve yetkililere defalarca anlatmış durumdayız.
Bütün gelişmelere rağmen ısrar edilen yanlışlar karşısında tekrarında fayda gördüğümüz için yeniden ifade etmek istiyoruz.
- Tasarlanan HES projeleri, dar vadilerde gerçekleştirilmek istenmektedir. Bu dar vadilerdeki enerji nakil hatları, atıkların dere yataklarında oluşturacağı tahribat, ekolojinin ve eko sistemin bozulmasına, yakın bölgelerde yerleşim ve turizm alanlarının yanında yapılıyor olması asla kabul edilemez.
- Bölge halkı ve tüm sivil toplum kuruluşları, bu yanlış uygulamalara tamamen karşı olup aşağıda sıralanan nedenlerle demokratik haklarını sonuna kadar kullanmaya kararlıdır. İlgili kamu kurumlarımızın hassasiyetlerimizi dikkate alarak bu çalışmaları yapmasını talep etmekteyiz.
- Hidroelektrik Santrallerin, Regülatörlerin ve Malzeme Ocaklarının kurulması planlandığı bölgelerin doğal nitelikli ormanları, geniş çayırları, meraları, mezraları ve akarsuyun kaynak bölgelerini kapsadığı, yörenin doğal dokusunun bozulmamış olduğu, bölgenin ekolojik değerinin yüksek olduğu ve bu vadinin DOĞAL SİT ALANI olduğu herkes tarafından bilinmektedir.
- Bölge için hazırlanan ÇED Raporlarının proje başında hazırlandığı, inşaat aşaması ile verilen bilgilerin yüzeysel olduğu bilinmektedir.
- ÇED Raporlarında çalışmalar sırasında oluşan şevlerin duraylılık analizlerinin, mevcut heyelanların, sel tehdidinin, yer altı jeolojik yapı incelemesinin jeofizik ve jeolojik ölçümler, sondaj ile belirlenmesi gerekmektedir. Yapı ve yol inşaat çalışmalarının yapılacağı zeminlerin özelliklerinin deneysel olarak belirlenmesi gerekmektedir. Kaya kütle sınıflaması, kayaç dayanım değerleri sondaj yapılmadan görsel olarak yapılmamalıdır.
- Enerji nakil hatları güzergahlarının, inşaatlarda kullanılacak malzemenin beton agregası ve dolgu malzemesi olarak kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
- Tasarlanan HES proje alanlarının çok geniş olduğundan oluşacak çevresel etkilerin yaygın olacaktır. Bakanlığın HES projelerindeki genel uygulamasının Proje Tanıtım Dosyası üzerinden Çevresel Etkilerin Değerlendirilmeleri şeklindedir.
- Hidroelektrik Santrallerin, Regülatörlerin ve Malzeme Ocaklarının kurulması planlandığı bölge, sit alanı olup korunma altına alınmıştır. Bu bölge nitelikli ormanlık alan içinde olup ekolojisinin proje başlamadan önce ekolog ve orman mühendislerinden oluşacak uzmanlar grubu tarafından incelenmelidir.
- Hidroelektrik Santrallerle ekolojik sistem tahrip edildikten sonra yöreye has yağış biçimlerine bağlı olarak heyelanlar meydana gelecek ve doğal bitki örtüsü yok olacaktır.
- HES projelerindeki inşaat çalışmaları sırasında binlerce ton dinamit patlatılacak ve yeryüzü hareketliliği başlayacak olup kaynak suları kaybolacaktır.
- HES projelerindeki depolama alanlarında büyük hacimli hafriyatın nasıl oluştuğu, geçici depolama alanları kapasiteleri ve yerleri net olarak belirtilmelidir. Bu vadinin ekolojik özellikleri ve depolama alanlarının eğiminin çok dik olması nedeni ile vadi depolamaya uygun değildir. Çıkan hafriyat dere yataklarını dolduracaktır.
- HES projeleri için planlanan yol alanlarında ormanlık alan, yerleşim yerleri çay ve fındık ve yaylacılık yapan yöre halkı doğrudan olumsuz olarak etkilenecektir.
- HES projelerindeki enerji nakil hatları, HES projesinden ayrı ele alınmaktadır. Enerji nakil hatlarını TEAŞ yapacaktır. Enerji nakil hatlarının ayrı olması çok ciddi bir sorundur. Bu hatlar binlerce ağaç kesilmesi, yeni yollar açılması, heyelanlar olması gibi çok ciddi çevresel zararları olacaktır.
- HES projelerindeki iş ve işçi sağlığı planlaması yetersizdir. HES projeleri, bütünü ile ilgili firmaların yönlendirmesi ile ortaya çıkmaktadır. Projeler, ilgili firmaların lehinedir. Çevre ve Orman Bakanlığı, firmalara proje tesislerinin alternatifleri (yol güzergahı, beton, kırma eleme depolama nakil hatları v.b…) için bir çalışma yapmamıştır. Ve ilgili bakanlık bu projeler için yerinde inceleme ve belirleme yapmamaktadır.
- HES alanlarında mezralar olup hayvancılık ve arıcılık yapan yerel halk vardır. Bu alan istimlak edilince bu faaliyetler sonlanacaktır. Halkın geçimini sağladığı çay, fındık, kivi vb… gibi tarım faaliyetleri, HES’lerin mansabında sürdürüldüğünden bu faaliyetler su kullanımı açısından olumsuz etkilenecektir. Bu konu ÇED raporu hazırlanması sürecinde değerlendirilmemektedir.
- HES projelerinde deredeki balık yaşam alanları dikkate alınmamıştır. Derelere bırakılması düşünülen can suyu debileri balıkların yok olması demektir. Uygun değerde verilmeyen su debileri kullanıldığında dere yataklarında çok önemli miktarda su azalması olacaktır. Derelerden beslenen yer altı suları, dere boyunca yaşayan tüm sistemler bu değişimden korkunç derecede etkilenecektirler. Havza için can suyu miktarı ve diğer canlı yaşamları için tekrar hesaplanmalıdır.
- HES projelerinin yörede yaşamını zorlukla sürdüren halkına sosyo-ekonomik katkısı olmayacaktır. İnşaat sırasında ve sonrasında çalışacak insan sayısının ne kadarının yöre halkında olacağı belirsizdir. Bu nedenle bu projeler, iş potansiyeli olarak görülmemelidir. Projelerin ekolojik ve sosyal kısımları raporda yer almamaktadır.
- Mevcut yollar büyük kamyon geçişleri için uygun olmadığından yol genişlemesi yapılacak ve ağaç kesimleri artacak, evler yıkılacaktır. Bu konular, ÇED raporları hazırlanmasında üzerinde ısrarla durulması gereken konulardır.
- Su debileri ölçümünde hatalar vardır. Akım gözlem istasyonları ve regülatörler arasındaki kot farkları, akarsu sayısı, akarsuyun uzunluğu, yer altı suyu beslenimi ve topoğrafya açısında farklılıklar vardır. Hesaplamalar yanlıştır. Regülatör alanı su debisini ölçen istasyonlar kurulmalıdır.
- HES projelerinde detaylı havza planlaması yapılmalıdır. Projeler için hazırlanan ÇED raporlarında “vadide koruma altında olan ve olmayan birçok memeliler, sürüngenler, kuşlar, arılar vb… gibi canlılar zarar görmeyeceklerdir” ifadesi yanlıştır. Bu konular üzerinde detaylı bir araştırma yapılmalıdır.
- Keşif sırasında yöre halkı, kurulması planlanan Hidroelektrik Santrallere olumsuz baktığı gözlemlenmiştir. Bölgede halk geçimini çay, fındık, hayvancılık, kivi, arıcılık, organik tarım ve eko turizm yapmaktadır. HES projeleri ile bu faaliyetler etkilenecek ve ekonomik ve sosyal zararlar oluşacaktır. Proje Tanıtım Dosyası ve ÇED raporu hazırlanması sürecinde bu değerlendirme net olarak ortaya konulmamıştır. Unutulmaması gereken nokta, çeşitli turizm, tarım ve hayvancılıkla uğraşan bireyler Türkiye Cumhuriyetinin ekonomisinde ve sosyal düzeninde paydaş olduklarıdır.
- Çevre ve Orman Bakanlığınca su ihtiyaçları için benimsenen Tennant Yönteminin; sucul yaşamın içinde bulunduğu yeri, kötüden iyiye doğru gruplandırdığı ve su miktarı hakkında daha sonra değerlendirme yaptığı, bu metot uygulanmadan önce uygulama bölgesinin sınıflandırılmasının gerektiği, HES projeler için belirlenen yıllık ortalama debi oranın yetersiz olduğu, Tennant Metodunun yüksek ekolojik değer içeren akarsular için yıllık ortalama debinin %40 oranı öngörülmektedir.
- HES projeler için bütün bir vadiyi enerji üretimi için kullanmayı planlamanın yanlış olduğu, bu ekosistemin yöre halkı ve diğer faydalı kullanımlarla paylaşılması gerektiği açıktır.
- Bölgede Yaban Hayatın varlığı nedeni ile yaban hayatı sayılarına ulaşılması gerektiğini, yaban hayatın HES faaliyetlerine bağlı olarak yöreden uzaklaşıp daha doğal ortamlara çekileceği yaklaşımın yetersiz bir değerlendirme olduğu bilinmektedir.
- Havza kalitesinin korunmasının tek yolu, bütün Hidroelektrik Santralleri ve enerji nakil hatlarını bir bütün olarak ele almaktır. Bu sürecin Hidroelektrik Santrallerin planlama aşamasından başlayıp, inşaat sürecinin nasıl işletileceği ile devam etmesi ve gözlemi içeren işletme süreci ile tamamlanması, üç aşamalı bu planlamanın Proje Tanıtım Dosyası ve ÇED raporu hazırlanması sürecinde detaylı olarak belgelenmesi gerekmektedir.
- Bugüne kadar Hidroelektrik Santraller aleyhine açılan davalarda ilk defa bilirkişi heyeti, “Havza Planlaması” nın gereği ve önemine işaret ederek HES ile ilgili ÇED dosyalarının bağımsız olarak teke tek incelenmesinin, çevresel etkilerin değerlendirilmesi açısından yetersiz olduğu yönünde görüş belirtmişlerdir.
- Böylesine büyük önem taşıyan ÇED Raporları, ağırlıklı olarak literatür üstüne kurulmamalıdır. Proje kapsamında orman mühendisi, çevre mühendisi, jeoloji, jeofizik ve ziraat mühendisleri, biyolog, ekolog ve botanikçilerden oluşacak uzman bir çevre yönetim birimi, yerinde inceleme yapılmalıdır. Bu tür projelerde bütün paydaşları memnun edecek entegre havza yönetimi ve çevre birimi gibi yaklaşımların ekonomik bir yük olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir.
- Tozköy barajı ve HES santralı, cimil deresi, çamlık deresi, gölyayla ve meles derelerini tünellerle birbirine bağlayarak havza transferi yapılarak inşa edileceğinden iptal edilmeli ve dere havzalarının doğal yapısı korunmalıdır.
- Anzer 07.02.1991 tarih ve 91/1514 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. İkizdere–Anzer Turizm Merkezi, Çamlıhemşin–Ayder Bölgesi ile birlikte 20.11.2006 tarih ve 11264 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Kültür ve Turizm Gelişim Bölgesi” ilan edilmiştir. Anzer Turizm Merkezi doğal ve kültürel özellikleri yanında, yörede üretilen Anzer Balı ile ün kazanmıştır. Vadi üzerindeki Meles’de de yaylakent projesi ile ilgili kamulaştırma yapılmıştır. Anzer Kültür ve Turizm Gelişim Bölgesi ilan edilmesi sebebiyle Anzer vadisindeki HES projelerinin tamamının elektrik üretim lisansları iptal edilerek vadinin turizm aksında gelişimi için gerekli adımlar atılmalıdır.
- Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri’nin yol, su, kanalizasyon, elektrik ve telekomünikasyon gibi altyapı ihtiyaçlarının ilgili kamu kuruluşlarınca öncelikle tamamlanması zorunludur (Turizm TK md. 9) kanunu gereği gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.
- 25.02.2008 tarihinde 2008/ 13317 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Rize-İkizdere Ovit Dağı Kış Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Bu karar sebebi ile ovit vadisi, Çamlıdere üzerindeki HES projelerinin tamamının elektrik üretim lisansları iptal edilmeli ve yenilerine de lisans verilmemelidir. Bu vadinin kış ve yaz turizmine kazandırılması için kamu aracılığı ile gerekli yatırımlar yapılmalıdır.
- Cimil vadisi üzerinde bulunan, ülkemizdeki kaplıcalar içerisinde mineral açısından en zengin ve yüksek değerde olan (67 C0, 4.500-5.000. mgr/lt) kaplıca tesisinin 2 km çevresinde MTA raporuna göre herhangi bir sondaj, patlatma vs. gibi çalışmaların yapılamayacağı belirtilmektedir. Bu rapor doğrultusunda termal tesisin 1.200 metre ve 800 metre uzağında bulunan Selin-I ve Selin-II Regilatör ve HES projelerinin elektrik üretim lisansları iptal edilmeli ve cimil vadisinin doğal yapısı göz önünde bulundurularak vadi üzerindeki diğer HES projelerinin lisansları da iptal edilmelidir.
- Dereköy Reg ve Demirkapı HES projesinin masabında tarihi kemer köprü bulunmaktadır. Ayrıca proje alanı içerisinde bulunan Bayırköy heyelan bölgesinde yer almaktadır. Bayırköy heyelan bölgesinde yeraldığından devletimiz tarafından köylülere Rizede yapılan afet evlerinden verilmiştir. Santralin yapılacağı laskar bölgesinde cebri boruların ineceği alanda yol bulunmamakta ve santral alanında çok gür bir ormanlık bulunmaktadır. Santralin yapılacağı arazi kayalık olduğunda patlatma yapılacaktır ve bu patlatmalar yakınındaki heyelanlı alanda toprak kaymalarına sebebiyet verebilecektir. Bu sebeplerden dolayı Dereköy Reg ve Demirkapı HES projesinin elektrik üretim lisansının iptal edilmesi gerekmektedir. Zaten Rize Bölge İdare Mahkemesi 2008/536 Esas No'lu kararı ile yapılması planlanan Dereköy Regülatörü ve Demirkapı Hes Projesinin ÇED Olumlu kararının yürütmesini durdurmuştur.
- Yapımı devam eden (Cevizlik HES, Yokuşlu HES, İncirli HES) ve mevcut HES’lerden dere yatağına bırakılacak telafi suyu gelişmiş ülkelerdeki gibi yıllık ortalama debinin en az %30 kadar olmalıdır. Dere yatağına bırakılacak telafi suyu Cevizlik, Yokuşlu ve İncirli HES için en az 8.298 m3/sn (yıllık ortalama debi 27.66 m3/sn), mevcut HES içinse 6.95 m3/sn olmalıdır. Ayrıca mevcut santralin su alma mansablarında balık geçişleri acil olarak yapılmalı ve kontrol edilmelidir.
- Eskiden beri, kurulu gücü 0,5 MW’ın altında olan HES projeleri ÇED Yönetmeliğine ve hiçbir yasal/kurumsal izine tabi değildir. Bugün bu boyuttaki birçok HES projesinin özel sektörün yatırım pörtföyünde olduğu bilinmektedir. Bu tür projelerin de diğer boyuttaki HES projeleri gibi doğal ve sosyal çevre ile doğrudan etkileşimleri olacağı açıktır. Öte yandan, mevcut projelerin pek çoğu 10 MW’in altında olup ÇED sürecine tabi tutulmadan lisans almıştır veya alma aşamasındadır. Sözü edilen projeler inşa edildiğinde, tahribatın boyutu daha da büyüyecektir.
- EPDK, yatırımcı kuruluşlara inşaat için 40 ay gibi kısa bir süre vermekte, bu süre yasal prosedürleri yerine getirmeye yetmediğinden ve mevsimsel koşullar nedeniyle inşaat alanlarındaki çalışma süresinin kısıtlı olması, çalışmaların ruhsat almadan başlamasına neden olabilmektedir.
- Akla, bilime, vicdana sığmayan ve tüm Karadeniz’i Hidroelektrik Santrallerle dolduran bu sürecin yanlışlığı, daha önce alınan mahkeme kararları ile ortaya konmuş olup bu dayatmadan ilgili idarelerin artık vazgeçmesi gerektiği tartışma götürmeyecek kadar açığa çıkmıştır. Gerçekçi yaklaşımlarla hazırlanacak ÇED raporlarında zaten bu projelerin bölge için uygun olmadığı, fazlasıyla zararlarının olacağı açıktır. Havza yönetimi planları yapılmadan, çevresel etkileri kısa, orta ve uzun vadede değerlendirilmeden tasarlanan HES Projeleri İPTAL edilmeli ve yenilerine de izin verilmemelidir.
Sonuç olarak vadimizin ve yöremizin turizm yatırımlarıyla kalkınacağına inanmaktayız. Eşsiz güzelliğiyle büyük bir turizm potansiyeline sahip olan ilçemiz gelecekte yöremizin en önemli turizm merkezi olmaya adaydır. Vadide üretilecek elektrik enerjisinin Türkiye toplam elektrik üretimine oranı her yıl binde iki ile binde üç oranında azalacaktır, fakat bölgenin turizm değeri ise on yılda 100 kat artacaktır. Turizm gelirlerinin ülke ekonomisine katkısı gelecek on yılda santrallerden kat kat daha fazla olacağı kesindir. Bölgenin tüm değerli doğal varlıkları sürdürülebilir kalkınma prensipleri çerçevesinde asla taviz verilmeden korunmalıdır. Eşsiz güzelliğimizin en önemli unsuru olan derelerimiz elektrik enerjisi üreteceğiz diye yanlış projelerle yok edilmeye çalışılmaktadır. Devlet büyüklerimizden ve yetkililerimizden kurumlar arası çelişkileri ortadan kaldırıp bu yanlış projeleri durdurmalarını talep ediyoruz. Elektrik enerjisi üretmenin alternatifleri vardır fakat ikinci bir İkizdere Vadisi yoktur.
Saygılarımızla.
Kadem EKŞİ
İkizdere Dernek Başkanı
|