Dereköy-Demirkapı HES Projesine DUR Kararı

 

Yoğun tartışma ve sivil toplum muhalefet ve mücadelesi ile başlayan ve giderek, söz konusu mücadelenin ülkenin her tarafına yayıldığı nehir tipi hidroelektrik santrallerle ilgili olarak, Fırtına vadisi projesi, Fındıklı paşalar Hes projesi,Senoz Mahkeme kararlarından sonra İkizdere Dereköy Regülatörü ve Demirkapı Hes için de Rize İdare Mahkemesi’nin verdiği gerekçeli yürütmeyi durdurma kararını sizlerin aracılığı ile sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı olarak tanımlanan doğa hakkı mağdur edilmiş halkımızla paylaşmak istiyoruz.

Çünkü Karar;
Gerek Nehir tipi Hidroelektrik Santralleri’nin planlama aşamasındaki eksik işleyen sürecini değerlendirmesi,
Gerek uygulama sürecindeki yanlışlıkları değerlendirmesi,
Gerek Çevre Kanunu’nun temel ilkelerinden olan “Sürdürülebilir Kalkınma İlkesi’nin ne olduğu ve ne şekilde uygulanması gerektiği bildirmesi,
Gerekse de hidroelektrik santral ve diğer hesler için uygulanan Çed raporları, hatta Çed Yönetmeliği ve eksik olan mevzuat düzenlemelerini de içeren ve değerlendiren bir karar olması yönü ile ,

Somut olarak Tüm Türkiye’deki hes projeleri açısından emsal nitelikte bir karar olduğu gibi, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Çevre’ye olan yaklaşımını, ve hemen her türlü çevreye etkisi olabilecek yatırımlara getirdiği çok değerli yaklaşımlarla, ülkedeki yargıya taşınmış tüm çevre sorunlarına ilişkinde emsal olabilecek bir karar niteliğindedir.

Mahkeme;

Anayasanın 17.maddesi gereği herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu,56.maddesi ile de herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun düzenlendiğini, Çevreyi korumak ve geliştirmenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğuna vurgu yaparak;

4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Kuruluş ve Teşkilat Kanununda,
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın çevrenin korunması, kirliliğin önlenmesi ve iyileştirilmesi için prensip ve politikalar tespit etmek, programlar yapmak, bunların uygulama esaslarını belirleyip, gerekli önlemleri alarak sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde çevreye olumsuz etki edecek her türlü plan,program ve projenin,fayda ve maliyetleri ile çevresel olguların ortak bir çerçevede değerlendirecek çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel etki değerlendirmesi çalışmasını yapma,dengeli ve sürekli kalkınma amacına uygun ekonomik kararlarla ekolojik kararların bir arada düşünüldüğü,rasyonel kaynak kullanımını sağlamak üzere kalkınma planları,bölge planları temel alınarak çevre düzeni planları hazırlamak,su kaynakları için koruma ve kullanma planları yapmak,kıta içi su kaynakları ile toprak kaynaklarının havza bazında bütüncül yönetimini sağlamak görevleri olduğunu,

2872 sayılı Çevre kanunu’nun 1.maddesinde;

Kanunun amacının bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğu,

Aynı kanunun 3.maddesinde;

Çevre korumasında genel ilkelere yer verilmiş olduğu, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesinin gözetilmesi, yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisinin sürdürülebilir kalkınma ilkesi ışığında uzun süreli değerlendirilmesi ve çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkının esas tutularak,bakanlık ve yerel yönetimler,meslek odaları,birlikler,sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamının yaratılmasının da genel ilkeler içerisinde yer aldığı,

Aynı kanunun 9.maddesinde ise;

Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik, ve bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunmasının, ülke fiziki mekanında sürdürülebilir kalkınma ilkesi, koruma kullanma dengesi gözetilerek bölge ve havza bazında çevre düzeni planlarının yapılması (nı gerektirdiği), ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslar arası sözleşmelerle koruma altına alınmış, koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan hassas alanların her türlü ölçekteki planlarda gösterilmesinin zorunlu olduğunu,

Aynı kanunun 10.maddesinde ise;

Gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler nedeni ile çevre sorunlarına yol açabilecek faaliyetlerin; Çevre Etki Değerlendirme Raporu(Çed raporu) yada Proje Tanıtım Raporu hazırlamasını gerektirdiği, Çed olumlu yada çed gerekli değildir kararı alınmadıkça hiçbir izin teşvik onay ile yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği, yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği… denildikten sonra,

Sürdürülebilir Kalkınma ilkesinden bahsedilmiştir:

“Sürdürülebilir kalkınma” ile “Sürdürülebilir Çevre” kavramlarının idareler tarafından sadece bir temel ilke olarak kabul edilmesi yeterli olmayıp, bu ilkelerin idareler tarafından özümsenerek, bütün faaliyetlerinde korunması için önem ve özellik atfedilerek hayata da geçirilmesi, kamu idareleri tarafından temel bir politika olarak kabul edilen bu ilkelerin eylem ve işlemlerinde kendine yer bulamaması halinde ise bir söylem olarak dile getirilen bu ilkeler esasında özümsenmemiş,mevzuat hükümleri arasında kaybolmuş ilkeler olarak kalmaya mahkum olacaklardır” .denmiştir.

Devamla mahkeme; “Bu anlamda, her bir projenin nasıl bir çevresel etki yaratacağının, hem yatırımların desteklenmesi hem de sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ,hem de yaşanabilecek çevresel sorunların kabul edilebilir bir sınır içinde tutulması gerek Çevre Kanun’nunda gerekse de Çed Yönetmeliğinde bir sisteme bağlanmıştır…” denilerek devamla;

“Çed Sürecine sadece uygulanması gereken formatsal bir süreç olarak bakılması ve yatırımcı şirket tarafından yerine getirilmesi gereken bir prosedür olarak görülmesinin, Çevre Kanunu ve Çed Yönetmeliği ile belirlenen ve ulaşılmak istenen hedefe aykırı olacağı” ifade edilmiştir.

Mahkeme;
“Çed Sürecinin formata bağlanmış ,soyut taahhütlere dayalı prosedürel bir işlem olmaktan çıkarılarak,planlanan yatırım ile bu yatırımın hayata geçirileceği alanın gerçek verilerine ulaşılması, süreci yönlendirici bilgilerin bizzat idare tarafından arazi üzerinden alınarak güncel,reel ve somut verilerin toplanması,bu sürece ilgili kurumların konuda uzman elemanlarının katılımının sağlanması,incelemelerin sadece proje dosyası üzerinden yatırımcı şirketin sunumları ile değil,bizzat idare tarafından proje sahası üzerinde yapılan verilerle yapılması,aynı vadi/su havzası üzerinde benzer birden çok projenin planlanması durumunda,bunun idare tarafından bir plana bağlanarak,çevresel zorlamanın ve kabul edilebilir bir çevresel maliyetin hesaplanması,projelerin sayısı,kurulma yer ve zamanı,doğanın diğer faydalı kullanımları ve insan ve diğer canlıların yaşam alanlarının bundan ne düzeyde etkileneceğine ilişkin kuvvetli tahminlerin yapıldığı bir planlamanın yapılması gerektiği,söylenmiştir.

Bu genel ve diğer tüm çevre davalarına emsal olabilecek değerlendirmeleri içeren, karar ile Dereköy Regülatörü ve Demirkapı Hes için mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.

İkizdere Derneği Vekili olarak ve
Türkiye Su Meclisi Yürüme Kurulu Üyesi
Av.Yakup Şekip Okumuşoğlu

 


Mahkeme Kararının Tümünü Okumak İçin Tıklayın (.pdf)




 


İkizdere Derneği Resmi Web Sitesi / ikizderedernegi.org
  Duyurular

İkizdere Derneği Basın Açıklaması Temmuz 2010

Selin I - II HES Bilirkişi İncelemesi yapıldı

İkizdere Derneği Olağanüstü Kongresi 6 Ağustos 2010 Cuma

Odtü'den HES'ler konusunda bir çalışma

Türkiye Su Meclisi, Ankara'da Çevre Bakanlığı'nı protesto etti

İkizdere Derneği'nden Turizm Kursu

Online Üyelik Formumuz Güncellenmiştir. Derneğimize internet üzerinden üye olmak için tıklayın.