Karadeniz'de Dere Soykırımına Son

Eylül 2009

 

Dünya incisi Türkiye’nin en güzide bölgesi Doğu Karadeniz’den, Doğu Karadeniz dağları arasında gizlenmiş bir cennetten bahsetmek istiyoruz sizlere…

Doğu Karadeniz bölgesi denizden iç kesimlere kadar uzanan dağlarıyla, bu dağları örten yeşiliyle ve bu yeşili besleyen dereleriyle bilinir. Günümüzde gündemden düşmeyen dereleriyle… Karadeniz’in hemen hemen tüm vadilerinde yapımı planlanan 450 adet HES projesinden bahsediyoruz evet. Bazı vadiler koruma altına alınmış, ne mutlu ki oralara bir şey yapılamıyor. Ancak bir yer var ki hem dünyada koruma altına alınmış 200 vadiden birisi, hem Türkiye’de bakanlar kurulu kararıyla 2008 yılında turizm vadisi ilan edilmiş, hem de 20 adet HES projesiyle başı dertte olan bir vadi.

Bahsi geçen yer Rize’nin İkizdere vadisi. Karadeniz sahil yolunda küçük bir tabelayla gösterildi senelerdir. Devletin hiç uğramadığı bu ilçe yetiştirdiği işadamlarının yatırımlarıyla, bağışlarıyla kalkınma sürecine girdi ve eksiklerini bir bir giderdi. Hastaneler, okullar, lojmanlar, kültür merkezleri, hatta bazı köylerde ve yaylalarda yol ve su problemi dâhil birçok sorun bölge halkı ve bölgenin yetiştirdiği değerler tarafından çözüldü. Özetle bu vadinin insanları senelerdir kendi yağlarında kavruldular.

Şimdilerde ise İkizdere’yi gerek ismiyle, gerekse doğasıyla İkizdere yapan, bölgedeki yeşilin ve vahşi hayatın sürdürülebilirliğini sağlayan, dağların tepelerinden çıkan küçük pınarların birleşmesiyle oluşan bu dere üzerinde çeşitli oyunlar oynanıyor. Havza planlamaları yapılmadan birçok proje vadi üzerinde belirlenen yerlere oturtulmaya çalışılıyor. Yapımı süren ve proje aşamasında olan toplam 20 adet HES projesi bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış durumda. Türkiye’nin birçok bölgesinde üretilmek istenen yeşil alanlar burada doğal olarak bulunuyor. Buna rağmen düşmanın bile kıyamayacağı bu güzellik büyük bir kıyıma uğruyor.
                       
Bölgedeki tahribattan bahsetmek gerekirse, yine en iyi kendi gözleriniz görecektir ancak biz gördüklerimizi anlatalım, sizler de hayal edin. İyidere’den iç kesimlere, İkizdere’ye doğru ilerliyoruz. Birkaç dakika sonra dağlar yükselmeye başlıyor ve adeta cennetin kapıları size açılıyor. Ancak biraz daha ilerleyince işin rengi değişiyor. Söz konusu dağların dibinde sayısız tüneller açılmış, çay bahçeleri, çayırlar, ağaçlar, dağlar talan edilmiş, dere yatağı tünellerden çıkan malzeme ile doldurulmuş, vadilerde dere yatakları 6-7 metrelere kadar daraltılmış, ancak son yağışlarla dere şantiyelerden hesabını sormuştur. Her şeye rağmen şantiyelerde iş makineleri hızla çalışmalarına devam ediyor, tünelden bir kamyon çıkıyor, diğeri giriyor. Ne için yapılıyor peki bu kadar tahribat? Türkiye’nin şu anki enerji ihtiyacının 0,007’sini karşılamak için. Bu rakam ilerleyen yıllarda tüketim arttıkça daha da küçülecek tabii.

Yapımı süren ve yapılacak olan HES projelerinin bölgeye ve bölge insanına faydası olmamasına karşın çok büyük zararları vardır. Bu konuya da biraz değinelim. İkizdere halkını iş sahibi yapacağız diye kandırmaya çalışan firmalar inşaat sürecinde çalıştırdıkları işçileri proje bitiminde yine işsizliğe mahkûm edecek ve kendi çalışanlarını bölgeye sevk edip çalıştıracaklar.

 

Bölge halkından santrallerde çalışacak olan kişi sayısı 10–15 civarında kalacak, bunlar da güvenlik görevlileri olacaktır. İnsanların arazileri, evleri çok küçük ücretler karşılığında alınıyor ve beton yığını haline getiriliyor. Evleri ellerinden alınan insanlar yoksulluğa mahkûm ediliyor. Diğer yandan dağlarda bulunan ırmaklar ve yeraltı suları da dere suyuyla beraber tünellere alınıyor ve vadi çölleşmeye bırakılıyor. Patlatmalarla yerleşim alanlarının yüzey içme suları da kayboluyor. Bir yandan susuz köy kalmayacak denirken diğer yandan İkizdere’nin köyleri susuzluğa terk ediliyor. Kısacası İkizdere yerleşim ve turizm bölgesi olmaktan çıkıp bir endüstri merkezi haline getirilmek isteniyor.

Bizler geçen 2 yıllık süreçte gerek hukuk alanında, gerekse basın yayın organlarında ve meydanlarda haklı tepkimizi en demokratik şekilde gösterdik, bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz. Meydanlarda on binleri topladık ve “HES’lere hayır!” dedik. Açtığımız davalardan yürütmeyi durdurma kararları çıktı ama şantiyeler son hızla çalışmaya devam etti. Bizler ülkemizin enerji ihtiyacını ve bu konuda dışa bağımlı olduğumuzu biliyoruz. Ancak bu enerjinin başka şekillerde başka bölgelerde elde edilmesi de mümkün. Bu doğayı bozup işin kolayına kaçmaktansa biraz daha fedakâr olup doğayı korumalıyız. Çünkü kaybedilen bu yeşillik, bu orman bir daha geri gelmez. Derenin suyu tünellere alındığında, 75 kilometre uzunluğundaki vadide toplamda suyu ancak 10–15 kilometre görebileceğiz. Su yaklaşık 60 kilometre boyunca tünellerden akacak. Ortalama debisi 27 metreküpü bulan bu dereye bırakılacak su miktarı ise yapılan itirazlar sonucu mahkeme kararıyla 3 metreküp civarına yükseltildi. Yeterli mi? Değil tabii ki… Sucul yaşam ve ekosistem yok olacak. Bu suda ne canlı yaşar, ne balık tutulur, ne yüzülür ne de rafting yapılır.

Rafting demişken bölgenin kalkınmasında tek çözüm olan bacasız sanayi diye tabir ettiğimiz turizmden bahsetmeden de geçemeyiz. İkizdere vadisi yazın da kışın da her mevsim turizme hizmet etmektedir. Yayla turizmi, dağcılık, kayak sporları, kaya tırmanışları ve bunlara yeni eklenen kaplıca turizmi bölgede başı çeken gelir kaynaklarını oluşturuyor. Yazın yabancı turistler gelip yaylalarda kamplar yapıyorlar ve doğanın onlara sunduğu oksijeni ciğerlerine depolayıp ülkelerine dönüyorlar. Kışın ovit dağlarında kayak yapılıyor, dağlara tırmanışlar gerçekleştiriliyor. Doğa yürüyüşleri yapılarak vahşi hayatla iç içe olma heyecanı turistlere sunuluyor. Bütün bunların yanında İkizdere’nin ve Doğu Karadeniz’in yeni gözdesi olan termal otelde her mevsim hizmet sağlanıyor. Dünyanın mineral açısından en zengin sularından biri olan ve sıcaklığı 70 dereceyi bulan bu su birçok hastalığa da iyi geliyor, tıpkı Anzer balı gibi. Ancak devletin yatırım yapılması için teşvik ettiği bu bölgede yapılan 25 milyon dolarlık tesisin başında ve sonunda iki adet HES projesi de bölgede turizm ve HES’ler arasında olan çekişmeyi ve çelişkiyi gösteriyor. Kim bu güvensizlik ortamında kalkıp İkizdere’ye yatırım yapar ki? Kim taş taşıyan kamyonların arkasında Karadeniz turu yapmak ister? Öyleyse bizler bu sorulara olumlu cevaplar bulmaya çabalayalım.

İkizdere sıcaktan kavrulan insanların serine kaçışıdır, yeşilin her tonunun bulunduğu bir cennettir. İkizdere bin bir çeşit canlıyı, çiçeği bünyesinde tutan bir vadi ve gürül gürül akan bir deredir. Bu dereye, bu vadiye, bu doğaya, bu cennete, tarihi ve kültürel mirasımıza sahip çıkalım. Gelecek nesillere yaşanılabilir bir dünya bırakalım. Küreselleşen dünyamızda sürdürülebilir bir kalkınma için iklim değişiminden en az etkilenecek, sığınılacak son liman Doğu Karadeniz bölgesinin vadileri yok edilmesin. Ortak akıl ve acil eylem planıyla EPDK, enerji bakanlığı ve çevre bakanlığınca bu dere soykırımına mutlaka son verilmelidir.

 

Kadem EKŞİ
İkizdere Derneği Başkanı


 


İkizdere Derneği Resmi Web Sitesi / ikizderedernegi.org
  Duyurular

İkizdere Derneği'nce alınan bölgenin SİT olması yönündeki kararın örneği

Sit Nedir? Nasıl Uygulanır? İkizdere Derneği Görüşü

Dereköy Demirkapı HES Projesi Yürütmeyi Durdurma Kararı - Rize İdare Mahkemesi / okumak için tıklayın (.pdf)

Dereköy Demirkapı HES Projesi'nde Yürütmeyi Durdurma Kararı Çıktı.

25 Şubat'ta yapılacak "ÇED Halkı Bilgilendirme Toplantısı" 30 Mart'a ertelendi