İkizdere Derneği Basın Açıklaması
Doğu Karadeniz’in Geleceği Nasıl Şekilleniyor?
Türkiye; çoğalan nüfusu, canlanan ve büyüyen ekonomisi ve bunlara paralel olarak artan enerji ihtiyacı ile birlikte dışa bağımlılığını azaltmak üzere ülkenin su kaynaklarını kullanma konusunda bir devlet politikası geliştirmiş ve bu politikayı uygulama noktasında da birçok mevzuatta ve yönetmelikte değişikliğe gitmiştir.
Bugün gelinen noktada rahatlıkla dile getirilebilir ki, planlanan bu HES (Hidroelektrik Santral) projeleri başta Doğu Karadeniz olmak üzere, ülkenin dört bir yanında endişelere yol açmakta, bunun yanında çevreye, ekosisteme, canlı yaşamına ve insan sağlığına tehditler savurmaktadır. Enerji ihtiyacını karşılamak üzere yola çıkılan bu projeler, tüm vicdan sahibi ve gelecek nesillere karşı kendini sorumlu hisseden STK’lar (Sivil Toplum Kuruluşları) tarafından şiddetli bir dille reddedilmekte, enerji ihtiyacının karşılanması konusundaki projelerin bilime ve uluslar arası standartlara ters düşecek şekilde yapıldığını dile getirmektedirler. Yüzey suyu varlığı görece olarak diğer bölgelere oranla daha fazla olan Doğu Karadeniz’de ardı arkası gelmeyen projeler üretilmekte, hiçbir planlama ve gerçekçi ön hazırlık yapılmadan inşa aşamalarına geçilmektedir.
Tüm bu çalışmalar ardında sayıları 2000’leri geçen HES’lerin ülke enerji girdisine katkısı, kayıp ve kaçakların önlenmesi ile oluşacak girdinin %30’u düzeylerindedir. Bir başka deyişle 2000 adet HES yapmaktansa kayıp ve kaçakları önlemek ülkemize 3 katı fazla enerji sağlayacaktır. Bu kadar açık bir sonuç var iken, doğa hiçe sayılarak onay verilen bu projelerin, gelecekte bölge insanlarının sağlığını da olumsuz ölçüde etkileyeceği muhakkaktır.
İklim değişimlerinin bu kadar açık ve gözler önünde gerçekleştiği günümüzde, Rusya son yüzyılın en sıcağını yaşarken, Pakistan’da yaşanan sel’de binlerce insan canını kaybetmekte, Arjantin’de onlarca kişi ağır geçen kış neticesinde donarak ölmektedir. Görülüyor ki, iklim bozuldukça mevsimler ve ara geçişler yok olmakta ve çevre dengesi hızla değişmektedir. Bu çerçeveden yola çıkıldığında Dünya’nın en büyük biyosfer alanlarından olan Kafkasya’da ve Doğu Karadeniz’de acımasızca binlerce yıllık tabiat yok edilmektedir. Bugünün ihtiyacı olan enerji, geleceğin ihtiyacı olan yeşil alanlara ve doğal hayata tercih edilmektedir. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl önce yaptığı yanlışları bugün Türkiye’nin takip ediyor olması, bunlardan hiçbir ders almadığımızın açık göstergesidir. İleri dönemlerde Doğu Karadeniz’in iklim değişimleri neticesinde daha çok yağış alması bekleniyorken, dere yataklarını 30 metrelerden 5 metrelere indirmek gelecekteki amansız felaketlere şimdiden davetiye çıkarmaktadır.
Doğu Karadeniz, istihdam artışını ve gelişimini başta turizm olmak üzere eğitim ve sağlık alanlarında yapması gerekirken, tüm bu gelişim akslarının hepsini yok edecek projelerin bölgemizde hayata geçiyor olması endişe vericidir. Bugün DOKAP’ın (Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı) anlamlı ve gerçekçi bir proje olarak ortaya çıkabilmesi için bölge zenginliklerinin yitirilmemesi gerektiği aşikârdır. “DOKAP-DAP-GAP arasında ulaşımın iyileştirilmesi” gibi bir konunun hayata geçirilirken bölge doğal yapısına zarar verilmemesi gerçeği unutulmamalı, yaylalar ve vadilerdeki endemik zenginliğin korunması özen gösterilmelidir. DOKAP çerçevesinde dile getirilen “Yüksek Voltajlı Elektrik Hatlarının Yaygınlaştırılması” konusu ise bölgenin gelişiminin HES’lerle paralel bir şekilde gelişebileceğini öngörmektedir ki, bu öngörü tamamen yanlış ve gerçeklerden uzaktır. DOKAP dâhilinde yer alan “Entegre Su Temin Sistemlerinin Geliştirilmesi” ile suların tüneller boyunca vadiler arasında nakledilmesi veya başka bölgelere taşınması mı planlanmaktadır? Bugün DOKAP’ın altına imza atanların HES projelerinin de altına imza atabiliyor olması ve bu kocaman çelişkiyi göremiyor olması bizleri üzmektedir. Doğu Karadeniz’in gelişimini Turizm Sağlık ve Eğitim alanlarında sürdürmesi gerekirken HES’lere kurban veriliyor olması tüm vicdan sahiplerini üzmektedir.
Bölgemizde açılan Su Ürünleri Fakülteleri, Turizm Meslek Yüksekokulları, Orman Fakülteleri anlamsız kalmaması için bölgemiz HES’lerin vereceği zararlardan arındırılmalıdır. Yok edilen ormanların suyu çekilen derelerin ve doğası mahvedilen vadilerin bu okullara ihtiyacı maalesef kalmamaktadır.
Karadeniz’in kokusundan uzak, denizinden uzak, dağların içeride kalan eşsiz güzelliğe sahip vadilerimiz bugün harap oluyorsa, bugün derelerinden yoksun çiçekleri açıyorsa, geleceği nasıl olacak diye endişe ve derin kaygılarla beklemekteyiz. Mahkemelerden dönen ve iptal edilen sayısız projelere karşın halen inatla belirgin bir yanlışın üstüne gitmek devlet kurumlarına yakışmamaktadır. Ülkemizin elbette enerji üretmesi için doğal kaynakları kullanması son derece anlamlıdır ancak bunu yapıyorken, geleceğimizi ilgilendiren hususları da dikkatle ele alması gerekmektedir. Bir vadiye 20 tane 25 tane 30 tane HES projesi sığdırmaya çalışmak ancak ve ancak gelecek kaygısı olmayanların yapacağı bir davranıştır.
Doğu Karadeniz’in şekillenmesinde bugün katkısı olan her kim varsa, herkesi, bugünün 10 yıl sonrasını 50 yıl sonrasını 5 nesil sonrasını da düşünmeye davet ediyor ve bölgemiz için geliştirilen tüm projelerin bu kapsamda değerlendirilmesini canı gönülden istiyor ve arzu ediyoruz.
Saygılarımızla
İkizdere Derneği Yönetim Kurulu
|